Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi; uzman hekim kadrosu, yenilikçi CAD/CAM sistemleri ve dijital gülüş tasarımı teknolojileriyle çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubuna kişiye özel, kapsamlı ve modern sağlık hizmeti sunuyor
Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, insan odaklı hizmet anlayışı, güçlü uzman kadrosu ve modern teknolojik altyapısıyla bölgede ağız ve diş sağlığı alanında faaliyet gösteren merkezlerden biri olarak hizmet veriyor.
Çocuk diş hekimliğinden çene cerrahisine, ortodontiden implant ve estetik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan merkez, her yaştan hastanın yaşam kalitesini artıracak çözümler geliştiriyor. Uzman hekimler, teşhisten tedaviye kadar yürütülen süreçlerde bilimsel bilgiyi yüksek teknolojiyle birleştirerek Konya halkına kişiye özel sağlık hizmeti ulaştırmaya devam ediyor.
"ÇOCUKLARDA KORUYUCU DİŞ HEKİMLİĞİ GELECEĞİN TEMELİDİR"
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Doç. Dr. Onur Gezgin, merkez bünyesinde yürütülen kapsamlı sağlık hizmetleri ve çocuk diş hekimliğinin kritik önemi hakkında detaylı değerlendirmelerde bulundu. Merkezin disiplinler arası çalışma yapısına dikkat çeken Doç. Dr. Onur Gezgin, şu açıklamaları kaydetti:
"Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olarak, hastalarımıza ağız ve diş sağlığının korunması, mevcut sorunların teşhis edilmesi ve tedavisi konusunda kapsamlı hizmet sunuyoruz. Ekibimizde bir çocuk diş hekimliği uzmanı, bir ortodonti uzmanı, bir ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanı, bir periodontoloji uzmanı ve beş diş hekimimiz bulunuyor. Bu kadromuzla çocuklardan yetişkinlere kadar farklı yaş gruplarındaki hastalarımızın ihtiyaçlarına yönelik hizmet veriyoruz. Merkezimizde genel diş hekimliği uygulamalarının yanı sıra çocuk diş hekimliği, ortodonti, ağız, diş ve çene cerrahisi ile diş eti hastalıklarının teşhis ve tedavisine yönelik hizmetler sunuyoruz. Amacımız, hastalarımızın ağız ve diş sağlığını korumak, mevcut sorunlarına uygun çözümler geliştirmek ve tedavi süreçlerini ilgili uzmanlık alanlarıyla iş birliği içerisinde yürütmektir."
Çocukluk çağında kazanılan doğru ağız bakım alışkanlıklarının ömür boyu sürecek bir yapının temeli olduğunu belirten Doç. Dr. Gezgin, erken yaşta karşılaşılan problemler ve süt dişlerinin önemi üzerine uyarılarda bulundu:
"Çocuklarda en sık karşılaştığımız sorunların başında diş çürükleri geliyor. Bunun yanında diş travmaları, diş sürme ve çene gelişimiyle ilgili problemler, diş çapraşıklıkları ve bazı diş eti sorunlarıyla da karşılaşıyoruz. Diş çürüklerinin oluşumunda şeker içeren yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesi, yetersiz veya yanlış diş fırçalama ve düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmesi önemli rol oynuyor. Özellikle gün içerisinde sık sık şekerli atıştırmalık tüketilmesi, diş çürüğü riskini artırıyor. Burada özellikle vurgulamak istediğim bir konu var: Süt dişleri geçici olsa da kesinlikle önemsiz değildir. Süt dişleri çocuğun beslenmesi, konuşma gelişimi ve daimî dişlere yer tutması açısından büyük önem taşır. Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri ağrıya, enfeksiyona ve çocuğun günlük yaşamının olumsuz etkilenmesine neden olabilir."
Çocuklarda düşme, çarpma gibi nedenlerle oluşan diş travmalarında vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Gezgin, ebeveynlere altın değerindeki şu tavsiyeleri verdi:
"Birincisi, diş fırçalama alışkanlığını erken yaşta kazandırmaları. İlk süt dişinin çıkmasıyla birlikte ağız bakımına başlanmalı. Dişler günde en az iki kez, yaşa uygun miktarda florürlü diş macunuyla fırçalanmalı. İkincisi, beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeleri. Şekerli yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesi diş çürüğü riskini artırır. Dengeli beslenmek, şekerli atıştırmalıkları sınırlandırmak ve özellikle gece yatmadan önce dişlerin temizlenmesini sağlamak gerekir. Üçüncüsü, düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmemeleri. İlk diş hekimi ziyareti, ilk süt dişinin çıkmasından sonra ve en geç bir yaşına kadar yapılmalıdır. Çocuklarda sağlıklı dişler için yalnızca ağrı olduğunda diş hekimine başvurmak yeterli değildir. Asıl hedefimiz, sorun ortaya çıkmadan önlem almaktır."
DİJİTAL GÖRÜNTÜLEME VE CAD/CAM TEKNOLOJİSİYLE HASSAS TEDAVİ
Bu alanda kullanılan ileri teknolojik donanımların teşhis ve tedavi hassasiyetini en üst seviyeye çıkardığını belirten Doç. Dr. Onur Gezgin, merkezdeki dijital altyapıyı şu sözlerle aktardı:
"Tedavi olanaklarını destekleyen önemli unsurlardan biri de teknolojik altyapı. Merkezimizde dijital röntgen sistemleri, panoramik görüntüleme ve tomografi olanaklarımız bulunuyor. Bu teknolojiler sayesinde dişlerin, çene kemiklerinin ve çevre dokuların ayrıntılı değerlendirilmesine, teşhis ve tedavi planlamasının daha kapsamlı yapılmasına olanak sağlıyoruz. Bunun yanında lazer uygulamalarımız ve CAD/CAM sistemimizle dijital diş hekimliği olanaklarından yararlanıyoruz. CAD/CAM teknolojisi, diş restorasyonlarının bilgisayar destekli tasarım ve üretim süreçlerini destekleyerek hastalarımızın ihtiyaçlarına uygun, hassas ve kişiye özel tedavi uygulamamıza yardımcı oluyor. Diş tedavisi için önemli olan, yalnızca gelişmiş teknolojilere sahip olmak değil, bu teknolojileri bilimsel bilgi ve uzman hekimlik deneyimiyle birleştirerek hastalara doğru teşhis ve kişiye özel tedavi planlaması sunmaktır."
"ÖNCELİĞİMİZ KENDİ DOĞAL DİŞLERİNİZİ KORUMAKTIR"
Diş kayıpları, eksik diş tedavileri ve implant uygulamalarına ilişkin kritik detaylar paylaşan Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Uzm. Dr. Orhan Halilli, toplumda sıkça karşılaşılan eksik diş sorununun fonksiyonel ve kemiksel kayıplara yol açtığına değindi. Uzm. Dr. Orhan Halilli, koruyucu hekimlik anlayışını öne çıkararak şunları vurguladı:
"Diş kayıpları toplumumuzda oldukça sık karşılaştığımız sağlık sorunlarından biridir. Ancak eksik dişleri yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirmemek gerekiyor. Çünkü dişlerimiz konuşmamızda, besinleri çiğnememizde ve çene sisteminin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynuyor. Diş kayıplarından sonra zamanla komşu dişlerde yer değiştirme, çiğneme fonksiyonunda bozulma ve dişin kaybedildiği bölgede çene kemiğinde erime meydana gelebiliyor. Günümüzde eksik dişlerin tedavisinde başlıca üç seçeneğimiz bulunuyor: Dental implantlar, sabit köprüler ve hareketli protezler. Dental implantlar, çene kemiğine yerleştirilen, genellikle titanyumdan üretilen ve eksik dişin kökünün görevini üstlenen yapay diş kökleridir. Bunların üzerine yapılan protezlerle hastalarımıza hem estetik hem de fonksiyonel açıdan doğal dişe yakın bir çözüm sunabiliyoruz. Ancak modern diş hekimliğinde temel hedefimiz öncelikle hastanın kendi dişlerini korumaktır. Kurtarılabilecek bir dişin yalnızca implant yapılabilmesi amacıyla çekilmesi doğru bir yaklaşım değildir."
DİYABET, SİGARA VE KEMİK YETERSİZLİĞİ İMPLANTA ENGEL Mİ?
Toplumda doğru bilinen yanlışlara da açıklık getiren Uzm. Dr. Orhan Halilli, diyabet hastalarında, yoğun sigara kullanımında veya çene kemiği erimelerinde izlenen cerrahi yolları şu sözlerle açıkladı:
"Toplumda diyabet hastalarına implant yapılamayacağı yönünde yaygın bir düşünce var. Bu doğru değil. Kan şekeri iyi kontrol edilen diyabet hastalarında implant tedavisi başarılı şekilde uygulanabilir. Ancak kontrolsüz diyabet yara iyileşmesini geciktirebilir, enfeksiyon riskini artırabilir. Bir diğer önemli konu sigara kullanımıdır. Sigara, ağız içerisindeki dokuların kan dolaşımını ve yara iyileşmesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle implant planladığımız hastalara sigarayı bırakmalarını öneriyoruz. Çene kemiği yetersizliği olan durumlarda ise gelişen cerrahi teknikler sayesinde bu hastaların bir bölümünde de implant tedavisi mümkün olabiliyor. Örneğin kemik greftleri, kemik artırma işlemleri ve üst çenenin arka bölgelerinde uyguladığımız sinüs lifting ameliyatları ile implant için gerekli kemik desteğini oluşturabiliyoruz. Başarılı bir implant tedavisinin temelinde doğru hasta seçimi, kişiye özel cerrahi planlama ve düzenli takip vardır."
KİŞİYE ÖZEL PROTEZ SEÇENEKLERİ VE DİJİTAL GÜLÜŞ TASARIMI
Eksik diş tedavisinde implant, köprü ve hareketli protezler arasında karar verme sürecini anlatan Dt. Ela Altıncaba ise her hastanın ağız yapısına göre özelleştirilmiş planlamalar yapıldığını belirtti. Dt. Ela Altıncaba, kullanılan yöntemlerin avantajlarını ve klinikteki dijital gülüş tasarımı süreçlerini şu ifadelerle özetledi:
"Eksik dişlerin tedavisinde implant, sabit köprü ve hareketli protez seçenekleri arasında karar verirken öncelikle hastanın ağız ve diş sağlığını, eksik dişlerin sayısını ve konumunu, çene kemiğinin durumunu ve komşu dişlerin sağlığını değerlendiriyoruz. Amacımız yalnızca eksik dişleri tamamlamak değil; doğal görünümü, çiğneme fonksiyonunu ve estetiği bir arada sağlayan, uzun vadede sürdürülebilir bir tedavi planı oluşturmaktır. İmplant tedavisi çene kemiğinin ve genel sağlık koşullarının uygun olduğu hastalarda komşu dişlere müdahale etmeden eksik dişlerin tamamlanmasına olanak sağlar. Sabit köprü protezleri özellikle komşu dişlerde büyük dolgular bulunuyorsa tercih edilebilir. Birden fazla dişin eksik olduğu durumlarda ise hareketli veya implant destekli hareketli protezleri değerlendirebiliyoruz."
Gülüş estetiğinde bilgisayar destekli dijital imkanların hastalara sunduğu büyük konfora dikkat çeken Altıncaba, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kliniğimizde CAD/CAM teknolojisini ve dijital gülüş tasarımını tedavi planlamamızın önemli bir parçası olarak uyguluyoruz. CAD/CAM teknolojisi bilgisayar destekli tasarım ve üretim süreçlerini kapsıyor. Dijital ölçü alma ve bilgisayar ortamında tasarım gibi uygulamalardan faydalanarak uygun restorasyonların hassasiyetle planlanmasını ve üretilmesini sağlıyoruz. Bu teknoloji, implant üstü protezlerin ve sabit köprülerin ağız yapısına uygunluğuna, uyumuna ve estetik özelliklerine katkıda bulunuyor. Dijital gülüş tasarımında yalnızca dişlerin rengini ve şeklini değil; yüz hatlarını, dudak çizgisini, diş eti seviyelerini ve gülüş simetrisini bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Hastamızın beklentilerini dinleyerek dişlerin yüzle uyumunu ve hedeflenen estetik görünümü birlikte planlıyoruz. Dijital tasarım araçları sayesinde planlanan olası sonucu hastamızla önceden değerlendirebiliyor, karar sürecine aktif katılımını destekliyoruz. Bizim için başarılı bir tedavi, hastanın rahat çiğneyebildiği, kendini güvende hissettiği, doğal bir gülüşe sahip olduğu ve ağız sağlığını uzun yıllar koruyabildiği bir sonuca ulaşmaktır."