Konya ve çevresinde yüzyıllardır kullanılan halk takvimi, resmi takvimden farklı olarak mevsimsel geçişleri ve doğa olaylarını esas alıyor. Özellikle tarım, hayvancılık ve kırsal yaşam açısından büyük önem taşıyan bu takvim, halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaştı.
Son günlerde sosyal medyada paylaşılan ve aylara göre başlangıç–bitiş tarihlerini gösteren tablo, Konya’da yaşayan vatandaşların da ilgisini çekti.
Konya’da Kışın En Sert Dönemi: Karakış ve Zemheri
Halk takvimine göre Konya’da kış üç ayrı evrede değerlendiriliyor:
Karakış: 14 Aralık – 13 Ocak
Zemheri: 14 Ocak – 13 Şubat
Gücük: 14 Şubat – 13 Mart
Özellikle Zemheri, Konya’da yılın en soğuk dönemi olarak biliniyor. Bu süreçte sert ayazlar, don olayları ve kırağı tarımsal faaliyetleri doğrudan etkiliyor.
Bahar ve Yaz Dönemleri Nasıl Adlandırılıyor?
Konya halk takviminde bahar ve yaz ayları da farklı isimlerle anılıyor:
Mart: 14 Mart – 13 Nisan
Abrul: 14 Nisan – 13 Mayıs
Mayıs: 14 Mayıs – 13 Haziran
Kiraz: 14 Haziran – 13 Temmuz
Orak: 14 Temmuz – 13 Ağustos
Ağustos: 14 Ağustos – 13 Eylül
Bu dönemler, Konya Ovası’nda ekim, sulama ve hasat planlamasında belirleyici rol oynuyor. Özellikle Orak ayı, adını biçim zamanından alıyor.
Konya’da Güz Üçe Ayrılıyor: İlk, Orta ve Son Güz
Halk takvimine göre Konya’da sonbahar da üç evreye ayrılıyor:
İlk Güz: 14 Eylül – 13 Ekim
Orta Güz: 14 Ekim – 13 Kasım
Son Güz: 14 Kasım – 13 Aralık
Bu süreç, kışa hazırlık dönemi olarak kabul ediliyor. Odun, kömür temini ve hayvan barınaklarının hazırlanması genellikle bu aylarda yapılıyor.
Uzmanlar Uyarıyor: Halk Takvimi Hâlâ Yol Gösterici
Uzmanlar, modern meteoroloji verilerine rağmen halk takviminin Konya gibi karasal iklime sahip bölgelerde hâlâ önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor. Özellikle uzun yıllara dayalı gözlemlere dayanması, bu takvimi kırsal kesimde vazgeçilmez kılıyor.
Konya’da Kültürel Miras Olarak Halk Takvimi
Kültür araştırmacılarına göre halk takvimi, yalnızca bir zaman hesabı değil; aynı zamanda Konya’nın somut olmayan kültürel mirası arasında yer alıyor. Sosyal medyada yeniden gündeme gelmesi ise bu kadim bilginin unutulmadığını gösteriyor.