6 Şubat 2023 günü Kahraman Maraş merkezli Hatay’ın da içinde olduğu 11 ilimizde çok büyük yıkımlara ve can kayıplarına yol açan depremin üzerinden iki yıldan fazla zaman geçti.
Yıkılan binalar hızla yeniden ve daha sağlam zeminlerde inşa edilirken Asrın felaketi de, asrın imarına dönüşmüş.
455 bin konutun anahtarı teslim edildi.
İlk günlerdeki konteyner ve çadır gibi barınma alanları da görevini tamamlamanın haklı gururunu yaşayarak, misafirlerini ev ve işyerlerine uğurluyor.
Nerden mi biliyoruz?
Hataya ve İskenderun’a gittik.
İki gün saha da gezerken şantiyelerin, vinçlerin, işçilerin, ustaların hep birlikte depremin izlerini silmeye çalıştıklarını müşahade ettik.
Tarihi Meclis binasını, Uzun Çarşı'yı, Kemal Paşa Caddesi'nde yeniden inşa edilen mimari yapıları, Atatürk Caddesi ve 75. Yıl Bulvarı'ndaki deprem konutları ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin aslına uygun olarak yürüttüğü restorasyon çalışmaları tamamlanarak ibadete açılan tarihi Habibi Neccar Camisini gördük.
Asi nehri altına inşa edilen tünel çalışmalarını izledik. İskenderun sahilini adımladık.
Hataylılardan Konya’yı dinledik.
Depremin enkazının insanları çaresiz bıraktığı ilk günden itibaren Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın altyapı, barınma ve gıda yardımlarını organize eden çabasını ‘Hatay-Konya arasındaki kardeşlik ve dayanışma’ olarak stayişle bahsediyorlar.
Çok selamları var.
Teşekkürleri var
Duaları var.
Konyalıların sıcak yuva olsun diye gönderdiği bin konteynerden oluşan mahalleyi ilelebet unutamayız diyorlar.
Tarihi Habib-i Neccar Camisinin aslına uygun olarak inşa edilerek yeniden ibadete açılmasını “Bunu ancak Konya yapardı” diyerek bizim tarihi sorumluluğumuzu hatırlatıyorlar.
Uğur başkan da bu çalışmayı tarihin tozlu sayfalarını kim açarsa Konya’nın Hatay da yaptıklarını ve Habib-i Neccar Camisinin restorasyonunu görecektir diyerek aynı tarihe not düşüyor.
Habib-i Neccar ve Camisi’ni kısaca bir hatırlatayım.
Cami içinde medfun bulunan Habib-iNeccar, Hz. İsa tarafından gönderilen havarilere inanarak son peygamberin geleceğine 600 yıl önce iman etmiş. Hz. İsa (AS) puta tapan Antakya halkını hak dine davet etmek ve son peygamberin gelişini haber vermek için iki havarisini Antakya’ya gönderir. Havarilerle karşılaşan Habib-i Neccar onlardan bu konuda bir delil ister. Elçiler ise “Biz Allah’ın izniyle hastaları iyileştiririz, körleri iyi ederiz ve ölüleri diriltiriz” derler. Habibi Neccar’ında cüzzamlı bir çocuğu vardır ve bu nedenle Neccar ailesi şehrin uzağında yaşamaktadır. Elçiler dua eder, çocuk Allah’ın izniyle iyileşir ve Habibi Neccar onlara inanır. Ancak Hz. İsa’nın gönderdiği bu elçiler Antakya kralı tarafından zindana attırılır ve inançlarından vazgeçmeye zorlanır. Tüm baskılara rağmen dinlerinden dönmeyen elçiler ve Habib-i Neccar Allah yolunda şehit edilir. Antakya’nın fethinden sonra Habib-i Neccar’la birlikte putperestler tarafından şehit edilen Hz. İsa’nın havarileri Yahya ve Yunus da Habib-i Neccar Camii’nin bahçesine defnedilir.
Yurtlarına sığınan veya istemeden ayrılan depremzedeler için evin dört duvar olmadığını, güven ve onur olduğunu yıkıntılar arasında gezerken anladık.
Kirli zihniyet ve bahane üretenlere rağmen halkta; yeniden ayağa kalkma cesareti var.:
“Devletimiz, bizi darda bırakmaz.” diyorlar
Devletin adamları milletinin acısını istismar eden değil, acısını omuzlayan, acısını yürekten yaşayan bir anlayışla çalışıyorlar.
Hataylı bir esnaf vakur bir duruşla “İlk günler devleti güvenilmez göstererek milletle devlet arasını açıp milleti vatanı savunmasız hale getirmek isteyen zavallıları çok duymuşsunuzdur. Ama gördüğünüz gibi, şehrin harabeye döndüğü insanların feryat ettiği, gecenin gündüzden ayırt edilemediği asrın felaketinde Türkiye tek yürek olmuş, yaralarını sarmaya ant içmiş” diyerek çaresiz ve yalnız olmadıklarını haykırdı.
Zor günler nedir
İnsanların çaresiz ve yalnız kaldığı günlerdir
Ama devlet vatandaşını yalnız bırakmamıştır. Bunu görmek için Hataya, Malatya ya bakmak yeterlidir
Emeği geçen herkese teşekkürler...