Terör Sorunu

Ahmet TURAN

“Bir suda iki balık kavga ediyorsa oradan beş dakika önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir” diye bir atasözü var.

Böl- parçala- yönet, ya da zayıf devletler oluştur hepsini yönet.

Bunları ezberledik artık.

1699 da yaptığımız Karlofça antlaşması, sonraki yıllarda yapılan Küçükkaynarca ve Baltalimanı benzeri antlaşmalardan bir suda kavga ettirmelerini hep öğrendik.

Öğrendik ama hala yaşamayı da ihmal etmiyoruz.

Bunların altında ezilmiyoruz ancak çok acı çekiyoruz.

Kardeşi kardeşe kırdırıyorlar, sonra da kahvelerini yudumluyorlar

Sadece kahve yudumlamıyorlar aynı zamanda çok karlı ticarette yapıyorlar

Bizde başlattılar Kürt sorunu var diye.

Yöre halkını katlettiler, göç ettirdiler sefalete mahkum ettiler. Devletin suçsuz günahsız askerini polisini, öğretmenini kahpece şehit ettiler.

Bu ülkede Kürt-Türk kardeştir. Bu Kürt sorunu değil, terör sorunu dedikçe taa uzaklardan kahve masalarından, silah baronlarından, yerli işbirlikçilerinden dezenformasyon kalıplı majisküllü cümlelerle karşımıza dikildiler.

Beslenmenin canlarıyla ödeneceğini bilemediler.

Çünkü çok cana kıydılar.

Ne oldu?

Türkiye de yılardır gizledikleri maskeleri Suriye de düştü.

Yularları koptu, terörist oldukları ayyuka çıktı.

Şimdi viyaklıyorlar.

Ya bizi tanımıyorlar, ya da caniliklerini hala; özgürlük -demokrasi mavrasıyla bize yutturacaklarını zannediyorlar.

Biraz geçti ama bayrağımıza el uzatanların yaşadığı olayı size hatırlatayım.

14 Ağustos 1996'da KKTC topraklarında, Türk Bayrağını yere indirmeye çalışan Rum'un başına gelen olay ! ...

11 Ağustos 1996 yılında yolculuğa Batı Almanya'dan başlayan; Batı Avrupalı, Rum ve Yunanlı motosikletliler Kıbrıs'ta sınırları delip, Türk topraklarına girerek, Türk bayrağını indirip yerine Rum Bayrağı çekeceklerini açıklıyorlar.

Motosikletlilere Rum-Yunan Ortodoks kiliseleri destek veriyor. ABD Büyükelçisi de iki günde bir Hasan Kundakçı Korgeneral'e gelip, "Motosikletliler sınırınızı geçip, bayrak direğinize bir bez parçası (Rum bayrağını kastediyor) asacaklar. Bundan bir şey olmaz" diyor.

Kundakçı Paşa da ABD Büyükelçisine, "Öyleyse Rauf Denktaş Bey'den izin

alın, ben sessiz kalayım" diyerek, onlara cevap veriyor.

Büyükelçi de diyor ki;

"O zaman KKTC'yi tanımış oluruz".

Bunun üzerine Kundakçı Paşa, "O halde bizi zorlamayın. Bizim sınırımızı geçmeye kalkan kim olursa olsun, KURŞUNLARIM !"

"Onun için sakın sınırda bulunan bayrak direğine çıkıp, Türk Bayrağı'nı indirmeye ve Rum bayrağı çekmeye yeltenmesinler"çıkışını yapıyor.

Hasan Kundakçı Paşa, Türk askerlerine şunu söylüyor;

"Eğer sınırlarımızı bir kişi geçer, Bayrağımızı indirirse, ben Türkiye'ye dönmem, dönemem. Alnıma tabancayı dayar, dokunurum tetiğe".

11 Ağustos 1996 günü, işin ciddiyetini anlayan motosikletlilerden en az yarısı bu işlerden vazgeçiyor, ortada sadece Rum ve Yunanlılar kalıyor.

14 Ağustos 1996 günü 35-40 fanatik Rum ve Yunanlı, sınırımızı delip Bayrağımızı indirmeye kalkınca, bayrak direğine tırmanan bir Rum, Türk Bayrağına dokunamadan tek kurşunla yere indiriliyor.

Bu fanatiklere destek veren iki İngiliz askeri de kalçalarından vuruluyor.

Korgeneral Hasan Kundakçı anlatıyor ;

- Olaydan on dakika sonra odamda oturuyordum, BM Barış Gücü Komutanı Tuğgeneral ve BM Kurmay Başkanı İngiliz Albay geldi:

- "Sayın Generalim, çok kötü şeyler oldu. Bayrak direğine çıkan bir kişi öldü ve iki de İngiliz askeri kalçasından yaralı !"

- Onlara dedim ki; "Sizi kaç gündür uyarıyorum. Bu işe mani olabilirdiniz, olmadınız. Üstelik o vurulan İngiliz askerleri de, motosikletli fanatiği direğe doğru yönelttiler. Engel

olabilirlerdi, olmadılar. Merak etmeyin Albayım, biz bu iki sümüklü İngiliz askerini uyardık. İsteseydik öldürebilirdik, sadece uyardık, öldürmedik. Onun için kalçalarından kurşunladık !"

BM Kurmay Başkanı Albay:

- "Ölebilirlerdi Generalim" diye yüksek sesle konuştu.

İngiliz Albay küstahlaşınca,Kundakçı Paşa odadaki havalı tabancayı alır ve ingiliz Albaya der ki; "Yan taraftaki hedefi yenile !" Albay şaşkındır ama, hedefi yeniler.

Paşa, 25 metreden, 5 el ateş eder.

- "Oku puanları, Albayım !"

Puanlar okunur. 50 üzerinden 5 kurşun da, 49'a isabet etmiştir...

Biraz önce küstahça konuşan İngiliz Albay şaşırır ve susar.

Korgeneral Kundakçı devam eder, "Şimdi anladınız mı ?..

Türk Bayrağını indirmek isteyeni, şah damarından vurup öldürmek istedik, ve öldürdük. Sizin iki İngiliz'i öldürmek istemedik, sadece uyardık !.."

Mazlumun hamisi bu devlet teröristleri, onlara destek verenleri yıllardır uyarıyor. Ama şimdi anladıkları dilden konuşmaya başladı.

Ya canınızdan olacaksınız, ya da kıçınızdan

Demedi demeyin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.