TMO, Çiftçide Hayal Kırıklığı Yaşattı

İbrahim GÜNAY

Altın Başakların Boynu Bükük: Toprağın Sesini Kim Duyacak?

Anadolu’nun kadim topraklarında traktör sesleri, biçerdöver tıkırtıları yükselmeye başladı. Bir yıl boyunca sırtında bin bir dert, zihninde bitmeyen hesaplar ve kalbinde umutla toprağa bakan çiftçimiz için hasat, sadece bir iş değil; bir varoluş, bir yaşam mücadelesidir. Ancak bu yıl, tarlalardan yükselen o tatlı telaşın yerini ne yazık ki buruk bir sessizlik ve derin bir hayal kırıklığı aldı.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), büyük bir merakla beklenen 2026 yılı hububat alım fiyatlarını açıkladı. Rakamlar ortada: Ekmeklik ve makarnalık buğday için ton başına 16.500 TL, arpa için ise 12.750 TL. Bakanlık, bu fiyatlara eklenecek desteklerle üreticinin eline buğdayda yaklaşık 19.514 TL geçeceğini söylese de tarlanın gerçeği, masa başı hesaplarıyla uyuşmuyor. Enflasyonun, mazotun, gübrenin ve ilacın altında ezilen üretici için bu rakamlar, "üretmeye devam et" demekten çok uzak.

Tarladaki Maliyet, Masadaki Hesap

Çiftçinin hayal kırıklığını anlamak için bir anlığına klimalı odalardan çıkıp güneşin altındaki o toprağa basmak gerekiyor. Son yıllarda tarımsal girdi maliyetlerinin nasıl katlandığını görmemek için kör, duymamak için sağır olmak lazım. Traktörün deposunu doldurmak, tarlaya taban gübresi atmak artık lüks haline geldi. Geçen yıla göre buğday alım fiyatında yapılan yaklaşık %22'lik artış, üretim maliyetlerindeki reel artışın yanından bile geçemiyor. Ürün bedellerinin teslimattan ancak 45 gün sonra ödenecek olması, borç sarmalındaki çiftçinin faiz yükünü daha da artırıyor. "Buğday, sadece bir tarım ürünü değildir; bu ülkenin bağımsızlığı, sofradaki ekmeği ve geleceğidir."

Çiftçi Küserse, Şehir Aç Kalır

Tarımdan uzaklaşan her çiftçi, şehirlere göç eden yeni bir nüfus ve market raflarında daha da pahalılaşan ekmek demektir. Biz bugün üreticiyi korumaz, tarlada kalmasını cazip hale getirmezsek, yarın çok daha yüksek bedeller ödeyerek dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalırız. Kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olma iddiamız, her yıl açıklanan bu yetersiz taban fiyatlarıyla biraz daha yara alıyor.

Çiftçinin talebi lüks bir yaşam değil; alın terinin karşılığını almak, borçlarını ödeyebilmek ve önümüzdeki yıl yeniden toprağa tohum ekebilecek dermanı kendinde bulabilmektir. Açıklanan bu fiyatlar ve 45 günlük ödeme vadesi, maalesef üreticiyi tüccarın eline itmekte, emeğini ucuz fiyatlara peşin paraya feda etmesine yol açmaktadır.

Toprağa Vefa Zamanı

Tarım Bakanlığı ve TMO, fiyat politikasını sadece makroekonomik dengeler ya da bütçe disiplini üzerinden okumaktan vazgeçmelidir. Gerçek disiplin, üretimi sürdürülebilir kılmaktır. Eğer Anadolu’nun altın başakları boynunu büküyorsa, bu sadece çiftçinin değil, hepimizin kaybıdır.

Yol yakınken destekleme modelleri yeniden gözden geçirilmeli, ödeme süreleri öne çekilmeli ve çiftçinin tarlasına küsmesinin önüne geçilmelidir. Unutmayalım ki; fabrikalar durursa teknoloji gecikir ama tarım durursa hayat durur. Tarıma ve çiftçiye vefa göstermek, bu ülkenin geleceğine yatırım yapmaktır.

Fatih Özgökçen’e Başsağlığı

Ak Parti Konya İl Başkanı Avukat Fatih Özgökçen Bey’in kıymetli halasının vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Merhumeye Cenab-ı Allah’tan rahmet; başta Fatih Özgökçen bey olmak üzere, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı dilerim. Mekânı cennet olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.