Barış umut ve güvendir. Umut ve güven yoksa gelecek karanlıktır. Biz asırlardır birlikte barış içinde yaşadık. Emperyalizm barışımıza çomak soktu. Kurtuluş savaşındaki yenilgiyi ve mazlumlara umut olmayı unutmadı. Onun için biz ile, hala uğraşıyor ama boşuna.
Barış, insanlığın en kadim özlemlerinden biridir. Ancak gerçek barış, yalnızca silahların susması ya da çatışmaların sona ermesi değildir. Kalıcı barış; adaletin eksiksiz işlediği, hukukun üstünlüğünün herkes için geçerli olduğu, özgürlüklerin güvence altında bulunduğu ve demokrasinin bütün kurumlarıyla yaşatıldığı toplumlarda hayat bulur. Adaletin olmadığı yerde huzur, özgürlüğün olmadığı yerde güven, eşitliğin olmadığı yerde ise kardeşlik kalıcı olamaz.
Bir ülkede barışın sağlam temeller üzerine kurulabilmesi için her şeyden önce insanların kendilerini eşit yurttaş olarak hissedebilmeleri gerekir. Kimsenin dili, inancı, etnik kökeni, yaşam tarzı ya da düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir düzen, toplumsal huzurun en güçlü güvencesidir. Devletin bütün vatandaşlarına aynı mesafede durması, hukukun hiçbir kişi ya da zümre için ayrı işlememesi, barışın en önemli şartlarından biridir.
Demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi; farklı düşüncelerin özgürce dile getirilebildiği, eleştirinin düşmanlık olarak görülmediği, çoğulculuğun benimsendiği bir yaşam biçimidir. İnsanların düşüncelerini korkmadan ifade edebildiği toplumlarda sorunlar konuşularak çözülür. Baskının hâkim olduğu yerlerde ise sessizlik olabilir; fakat bu sessizlik gerçek barış anlamına gelmez. Gerçek barış, insanların özgür iradeleriyle aynı geleceği paylaşmaya inanmasıdır.
Adalet ise barışın vicdanıdır. Hukukun üstünlüğü zedelendiğinde toplumun devlete olan güveni de zedelenir. İnsanlar haklarını mahkemelerde eşit biçimde arayabileceklerine inanmadıkları zaman umutsuzluk büyür. Oysa adalet, güçlü olanı değil haklı olanı koruyabildiği ölçüde anlam kazanır. Tarafsız ve bağımsız bir hukuk düzeni, yalnızca bireyleri değil, devletin itibarını da güçlendirir.
Toplumların geçmişinde yaşanan kırgınlıklar ve haksızlıklar da görmezden gelinmemelidir. Geçmişin yükünü geleceğe taşımak doğru değildir; ancak geçmişten ders çıkarmadan sağlam bir gelecek kurmak da mümkün olmaz. Kalıcı barış, sorunları görmezden gelerek değil, onları adalet ve sağduyu ile çözerek inşa edilir.
Toplumsal güven, dayanışmanın en güçlü kaynağıdır. İnsanlar birbirine ve devlet kurumlarına güvendikçe ortak hedeflerde buluşur, farklılıklarını çatışma sebebi değil zenginlik olarak görmeye başlar. Güvenin olduğu yerde yatırım artar, üretim gelişir, bilim ilerler, sanat güçlenir ve ülkenin geleceğine dair umut büyür. Bu nedenle barış, yalnızca sosyal bir hedef değil; aynı zamanda kalkınmanın da temel şartıdır.
Özgürlük ile güvenlik birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. İnsan haklarının korunduğu, basının özgür olduğu, sivil toplumun güçlü olduğu ülkelerde toplumsal sorunlar daha kolay çözülebilir. Evrensel hukuk ilkeleri, yalnızca bireyi değil, devletin geleceğini de güvence altına alır.
Barışın kalıcı olabilmesi için eğitim de vazgeçilmezdir. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren adalet, vicdan, hoşgörü, empati ve insan haklarına saygı öğretilmelidir. Birbirini anlamayı öğrenen nesiller, önyargılar yerine ortak değerlerde buluşmayı başaracaktır. Çünkü barış, önce insanın zihninde ve kalbinde başlar.
Ekonomik adalet de toplumsal huzurun ayrılmaz bir parçasıdır. Fırsat eşitliğinin güçlendiği, emeğin karşılığını bulduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir toplumda barış daha sağlam kök salar. İnsanların gelecek kaygısı azaldıkça birbirlerine olan güvenleri de artar.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz en önemli şey; toplumun hiçbir kesimini dışlamayan, herkesi aynı hukuk ve aynı vicdan anlayışıyla kucaklayan bir yaklaşımdır. Çünkü barış, yalnızca belirli bir grubun değil, bütün milletin ortak kazancıdır. Gerçek kardeşlik; adaletin gölgesinde büyür, özgürlüğün nefesiyle güçlenir ve demokrasinin ışığında geleceğe yürür.
Unutulmamalıdır ki adaletin hüküm sürdüğü yerde kin değil umut yeşerir; korku değil güven hâkim olur. İşte o zaman insanlar yalnızca aynı topraklarda yaşayan bireyler değil, aynı geleceğe inanan büyük bir millet olur. Kalıcı barışın yolu da tam olarak buradan geçmektedir. Gerçek barışı istemeyen insan olamaz. Türk toplumunun temel ilkesi "dünyada barış yurtta barıştır". Barış'ın olmadığı yerde güvenli gelecekte olmaz.