Bilimsel Eğitim Faydalı

Mustafa ÖZLÜK

Eğitimin kalkınmadaki rolü önemli. Toplumsal dönüşümde gizil güçlerin ortaya çıkarılması gerekir.

Kalkınma kavramı uzun yıllar boyunca yalnızca ekonomik büyüme, sanayileşme ve altyapı yatırımlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Oysa günümüzde kalkınmanın salt ekonomik göstergelerle ölçülemeyeceği, insan merkezli bir yaklaşımla ele alınması gerektiği genel kabul görmektedir. Bu noktada eğitim, kalkınmanın hem temel belirleyicisi hem de sürdürülebilirliğinin anahtarı olarak öne çıkmaktadır. Eğitim yalnızca bireylere bilgi aktaran bir süreç değil; aynı zamanda bireyin potansiyelini keşfetmesini, topluma etkin katılımını ve ortak bir gelecek inşasına katkı sunmasını sağlayan çok boyutlu bir dönüşüm aracıdır. Nitelikli bir eğitim sistemi olmaksızın ekonomik büyümenin kalıcı hâle gelmesi, toplumsal refahın yaygınlaşması ve demokratik değerlerin kökleşmesi mümkün değildir.

Eğitimin kalkınmadaki önemi öncelikle insan sermayesi kavramı üzerinden anlaşılabilir. Eğitimli bireyler, üretim süreçlerinde daha verimli olmakta, teknolojik yeniliklere daha hızlı uyum sağlamakta ve bilgi üretme kapasitesiyle ekonomik yapıyı dönüştürmektedir. Bilgi çağında rekabet gücü, doğal kaynaklardan çok nitelikli insan gücüyle ilişkilidir. Bu nedenle eğitim, ülkelerin uzun vadeli kalkınma stratejilerinde merkezi bir konuma sahiptir. Ancak eğitimin kalkınmaya katkısı yalnızca ekonomik boyutla sınırlı değildir. Eğitim aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri azaltan, sosyal hareketliliği artıran ve bireylerin yaşam kalitesini yükselten bir işlev görür. Eğitime erişim imkânı genişledikçe yoksulluk kuşaklar arası aktarılmaktan çıkar, bireyler kendi yaşamlarını şekillendirme gücüne sahip olur.

Bununla birlikte, eğitim sistemlerinin en önemli sorunlarından biri, bireylerin sahip olduğu gizil güçleri yeterince ortaya çıkaramamasıdır. Gizil güç, bireyin doğuştan getirdiği ya da çevresel etkileşimlerle geliştirebileceği, ancak uygun koşullar sağlanmadığında görünür hâle gelmeyen potansiyelini ifade eder. Mevcut eğitim anlayışı çoğu zaman bu potansiyeli keşfetmek yerine, belirli kalıplara uymayı ödüllendiren bir yapı üretmektedir. Sınav merkezli, ezberci ve tek tip başarı ölçütlerine dayalı sistemler; yaratıcılığı, eleştirel düşünmeyi ve bireysel farklılıkları geri plana itmektedir. Oysa kalkınma için ihtiyaç duyulan insan profili, yalnızca bilgiye sahip olan değil, bilgiyi üretebilen, sorgulayabilen ve yeni çözümler geliştirebilen bireylerden oluşur.

Gizil güçlerin ortaya çıkarılabilmesi için eğitim sürecinin erken çocukluktan itibaren bireyin ilgi, yetenek ve öğrenme biçimlerini dikkate alacak şekilde yapılandırılması gerekmektedir. Her bireyin aynı hızda, aynı yöntemle ve aynı alanda başarılı olması beklenemez. Eğitim sisteminin bu çeşitliliği tanıyabilmesi, bireyleri rekabet eden değil, gelişen ve üreten öznelere dönüştürmesi gerekir. Bu noktada rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri hayati önem taşımaktadır. Öğrencinin yalnızca akademik başarısını değil, duygusal ve sosyal gelişimini de izleyen bir yaklaşım, bireyin kendini tanımasına ve potansiyelini gerçekleştirmesine olanak tanır. Hata yapma hakkının tanındığı, merakın ve denemenin teşvik edildiği öğrenme ortamları ise gizil güçlerin açığa çıkmasını kolaylaştırır.

Eğitimin verimliliği ve kalitesi ise yalnızca okul içi uygulamalarla değil, bütüncül bir toplumsal politika ile sağlanabilir. Eğitim politikalarının kısa vadeli ve sık değişen düzenlemelerle yürütülmesi, sistemde istikrarsızlığa yol açmaktadır. Oysa eğitim, sonuçları uzun yıllar sonra görülen bir yatırımdır ve bu nedenle ideolojiler üstü, sürekliliği olan bir devlet politikası olarak ele alınmalıdır. Toplumsal politika bağlamında en önemli ilkelerden biri, eşitlik yerine adalet anlayışının benimsenmesidir. Her bireye aynı imkânları sunmak, başlangıç koşulları farklı olan bireyler için adil sonuçlar doğurmaz. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukların daha fazla desteklenmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin gerçek anlamda sağlanabilmesi için zorunludur.

Öğretmen faktörü, eğitim kalitesinin belirleyici unsurlarından biridir. Öğretmenin niteliği, öğrencinin öğrenme sürecini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle öğretmen yetiştirme süreçlerinin güçlendirilmesi, mesleki gelişim olanaklarının artırılması ve öğretmenliğin toplumsal saygınlığının korunması eğitim politikalarının temel öncelikleri arasında yer almalıdır. Öğretmenin yalnızca bilgi aktaran değil, öğrenciyi yönlendiren, motive eden ve rol model olan bir konumda olması, eğitimin dönüştürücü gücünü artıracaktır. Aynı zamanda öğretmenlerin karar alma süreçlerine katılımı, eğitim politikalarının sahadaki gerçek ihtiyaçlara daha uygun hâle gelmesini sağlayacaktır.

Eğitim müfredatının içeriği de kalkınma hedefleriyle uyumlu olmalıdır. Bilgi yoğunluğu yüksek ancak beceri kazandırma yönü zayıf müfredatlar, öğrencileri gerçek yaşam problemlerine hazırlamakta yetersiz kalmaktadır. Eleştirel düşünme, problem çözme, etik değerler, duygusal farkındalık ve dijital okuryazarlık gibi becerilerin eğitimin merkezine alınması, bireylerin değişen dünyaya uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır. Eğitim, bireyi yalnızca mesleğe değil, hayata hazırlayan bir süreç olmalıdır.
Aile ve toplumun eğitime katılımı da göz ardı edilmemesi gereken bir diğer unsurdur. Eğitim yalnızca okul duvarları içinde gerçekleşmez. Ailenin eğitim sürecine bilinçli katılımı, çocuğun öğrenme motivasyonunu ve başarısını artırır. Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün eğitime destek vermesi ise eğitim ortamlarının zenginleşmesini sağlar. Bu çok paydaşlı yapı, eğitimi toplumsal bir sorumluluk hâline getirir ve kalkınma sürecine ortak bir bilinç kazandırır.

Sonuç olarak eğitim, kalkınmanın hem başlangıç noktası hem de sürekliliğini sağlayan en temel unsurdur. Eğitimin niteliği arttıkça bireylerin gizil güçleri ortaya çıkmakta, bu güçler toplumsal refaha ve sürdürülebilir kalkınmaya dönüşmektedir. İnsan merkezli, adil ve kapsayıcı bir eğitim politikası; yalnızca bugünün sorunlarına çözüm üretmekle kalmaz, geleceğin daha adil ve müreffeh toplumunu inşa eder.

Kalkınma, beton yapılarla değil; Üreten soran sorgulayan bireyler gerekir. Toplumun kalkınmasını iyi eğitilmiş bireyler sağlar. Onun için eğitim önemlidir. Onun için öğretmen eğitime öncelik verilmelidir. Gelişme ve kalkınma yolları eğitimle açılır.

Bilimsel eğitimi önemsemeyen toplumların geleceği karanlıktır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.