Cumhuriyet Halkın Gücüdür

Mustafa ÖZLÜK

Cumhuriyet, halkın kendi geleceğini belirlediği, adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin temel alındığı bir yönetim biçimidir. Ortak aklın, bilimin, teknolojinin ve çağdaş uygarlığın yoludur. Bu yol, akılsızlığı, bilgisizliği ve yerinde saymayı kabul etmez. Çağın gereklerine ayak uydurmayı, gelişmeyi ve sürekli ilerlemeyi gerektirir.

Cumhuriyet herkesi kucaklar. Her yurttaş özgürdür .Oy vererek ülke yönetiminde söz sahibidir. Cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin, gerekli yaş koşullarını taşıyan herkes seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Hiç kimse kökeni, inancı, düşüncesi veya toplumsal konumu nedeniyle dışlanamaz. Çünkü Cumhuriyetin temelinde ayrıcalık değil, eşit yurttaşlık vardır.

Cumhuriyet, yalnızca bir milletin kendi kendini yönetmesi değildir. Aynı zamanda her insanın onurlu bir yaşam sürmesini, haklarını özgürce kullanmasını ve geleceğe güvenle bakmasını sağlayan bir yönetim anlayışıdır. Bunun için hukukun üstünlüğü korunmalı, yasalar herkese eşit uygulanmalı ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmamalıdır. Cumhuriyetin gerçek gücü, adaletin herkes için işlemesinden doğar.

Cumhuriyetle birlikte kulluk anlayışının yerini özgür yurttaşlık bilinci almıştır. İnsanlar eğitimleri, bilgileri ve emekleriyle ülkenin yönetiminde ve çeşitli görevlerde sorumluluk üstlenebilirler. Ancak makam sahibi olmak, halktan uzaklaşmak anlamına gelmemelidir. Ayağında çarığı, başında şapkası olan insanın da düşüncesi değerlidir. Çünkü ülkenin gerçek yaşamını bilen, sorunlarını her gün yaşayan halktır.

Yöneticiler halkı dinlemeli, taleplerini anlamalı ve toplumun yararına olan görüşleri dikkate almalıdır. Devletin amacı, belirli kişilere veya gruplara değil, bütün yurttaşlara hizmet etmektir. Demokrasinin yaşaması, halkın yalnızca seçimlerde değil, kararların alınmasında da dikkate alınmasını gerektirir.

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyete olan güvenini ve onun geleceğine ilişkin inancını şu sözlerle dile getirmiştir:

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Bu söz, bir insanın ölümlülüğü karşısında bir milletin ortak eserinin ve geleceğe duyduğu inancın ölümsüzlüğünü anlatır. Atatürk, Cumhuriyeti kendi varlığından daha büyük bir değer olarak görmüş; onun yaşamasını kişilere değil, milletin iradesine ve gelecek kuşakların sorumluluğuna emanet etmiştir.

Cumhuriyeti kurmak kadar onu korumak, geliştirmek ve çağın gereklerine uygun biçimde yaşatmak da önemlidir. Atatürk'ün mirası yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değildir. Akla, bilime, özgürlüğe, adalete ve çağdaşlaşmaya dayanan bir gelecek ülküsüdür. Gençlere düşen görev, bu mirası sözde sahiplenmekle yetinmeyip bilgiyle, emekle ve sorumluluk bilinciyle ileriye taşımaktır.

Cumhuriyet düşüncesine katkıda bulunan, fikirleriyle topluma ışık tutan insanlara saygımız sonsuzdur. Tarihçi İlber Ortaylı da tarih ve çağdaşlaşma üzerine değerlendirmeleriyle toplumumuzun düşünce hayatına katkıda bulunmuştur. Kendisini rahmetle anıyoruz.

Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam anlayışıdır. Temelinde insan onuruna saygı, eşitlik, özgürlük, adalet ve akıl vardır. Bir ülkenin gelişmişliği yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, yurttaşlarının ne kadar özgür, eğitimli, güvende ve mutlu yaşadığıyla da ölçülür. Cumhuriyetin başarısı, insanına sunduğu olanaklarla ve adaletin toplumun her kesiminde ne ölçüde gerçekleştiğiyle değerlendirilmelidir.

Cumhuriyet kurulduğunda ülkemiz, uzun yıllar süren savaşların ardından büyük yoksulluklar içindeydi. Yollar yetersizdi, elektrik birçok yere ulaşmamıştı ve okuryazarlık oranı düşüktü. Devletin imkânları sınırlıydı. Buna rağmen eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye kadar pek çok alanda önemli adımlar atıldı. Cumhuriyet, imkânsızlıklar içinde bir milletin yeniden ayağa kalkabileceğini gösterdi.

Bugün geçmişle karşılaştırıldığında önemli mesafeler katetmiş durumdayız. Ancak elde edilen başarılar, daha iyisini yapmak için duyduğumuz sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Aksine, geleceğe karşı görevlerimizi artırır. Tembelliğe, bilgisizliğe ve üretimsizliğe teslim olmadan her alanda daha çok çalışmalıyız.

Bir ülkenin bağımsızlığı yalnızca siyasi sınırlarını korumasıyla sağlanamaz. Ekonomik, bilimsel, teknolojik ve askerî bakımdan güçlü olmak da gerekir. Bilim ve teknoloji yarışının dışında kalan ülkeler, zamanla başka ülkelere muhtaç hâle gelebilir. Bu nedenle araştırmaya, yeniliğe, nitelikli eğitime ve üretime öncelik vermeliyiz.

Millî gelirimizi yükseltmek, gelir dağılımında adaleti sağlamak ve yurttaşlarımızın yaşam standartlarını geliştirmek için üretmek zorundayız. Sanayide başarılı ülkelerin deneyimlerinden yararlanmalı; tarımda, sanayide, eğitimde ve teknolojide bilimsel yöntemleri benimsemeliyiz. Üretmeyen, araştırmayan ve kendi teknolojisini geliştirmeyen bir ülke, başka ülkelerin pazarına dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Oysa Cumhuriyetin hedefi, başkalarının ürettiğini tüketmekle yetinen değil, bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve dünyaya katkı sağlayan bir toplum olmaktır.

Cumhuriyet kimseyi dışlamaz; herkesi eşit yurttaşlık temelinde kucaklar. Bu nedenle Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir. Hiç kimsenin yoksulluk, eğitimsizlik veya imkânsızlık yüzünden fırsatlardan mahrum kalmadığı bir ülke kurmak, Cumhuriyetin sosyal adalet anlayışının gereğidir.

Bunun için bilimsel eğitime önem vermeli, teknolojimizi geliştirmeli ve her alanda üretmeliyiz. Bireysel çıkarların ötesine geçerek “Ben” yerine “Biz” diyebilmeliyiz. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü, yalnızca sahip olduğu kaynaklardan değil; bu kaynakları akılla, bilgiyle ve dayanışmayla değerlendiren insanlarından doğar.

Cumhuriyet, çalışanı, üreteni, öğreteni ve insanlığa değer katanı yüceltir. Hiçbir yurttaşın emeği küçümsenmemeli, hiçbir insanın sözü değersiz görülmemelidir. Adaletin, özgürlüğün ve demokrasinin yaşadığı; bilimin yol gösterdiği ve üretimin güç kazandığı bir Türkiye, Cumhuriyetin hedeflerine daha fazla yaklaşacaktır.

Cumhuriyeti yaşatmak, yalnızca geçmişi anmak değil, geleceği sorumlulukla kurmaktır. Atatürk'ün emanetine sahip çıkmanın yolu; akıldan, bilimden, adaletten, eşitlikten ve üretimden geçer. Cumhuriyet halkın gücüdür; bu gücü büyütmek hepimizin görevidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.