Erdemli Yönetici Gerekli

Mustafa ÖZLÜK

Erdemli insandaki özellikler yöneticilerde daha da fazla olması beklenir. Hem seçilmiş olmaları ,hem de milletin önünde olmaları onların sorumluluğunu daha da arttırıyor.

Erdemli insan hem kendine hem de çevresine faydalıdır. İşi ve davranışı dürüst olduğu için güven kazanır. Toplumda herkese karşı adaletli davranır. Vurdum duymaz hali yoktur. Çevresine karşı sorumlu davranır.

Bazı insanlara kir yakışır, bazılarına ise temizlik yakışır. Ancak öyle insanlar vardır ki, en küçük bir leke bile onların vicdanında büyük bir iz bırakır. Bu kişiler için önemli olan dış görünüş değil, iç dünyalarının temizliğidir. Vicdanlarında taşıdıkları sorumluluk duygusu, onları her zaman doğruyu yapmaya yönlendirir. İşte bu nedenle erdemli insan, her koşulda temiz kalmayı tercih eden, yanlış karşısında susmayan ve doğruluktan ayrılmayan kişidir.

Toplum içinde örnek alınan insanların en belirgin özelliği dürüstlük ve doğruluktur. Çünkü toplumun önünde duran kişi, yalnızca kendisini temsil etmez; aynı zamanda bulunduğu makamı, temsil ettiği değerleri ve arkasındaki toplumu da temsil eder. Bu nedenle onun her davranışı dikkatle izlenir, her sözü ölçülür ve her hareketi bir ölçü haline gelir. Böyle bir konumda bulunan kişi, farkında olsun ya da olmasın, bir liderdir. Liderlik ise sadece makamla değil, karakterle taşınır.

Anadolu’da sıkça dile getirilen bir söz vardır: “İmam hata yaparsa, cemaat yıkar.” Bu söz, önde olan kişinin sorumluluğunu çok açık bir şekilde ortaya koyar. Çünkü lider konumundaki bir insanın hatası, yalnızca kendisini etkilemez; ona güvenen, onu örnek alan insanları da etkiler. Bu yüzden özellikle kamu görevinde bulunan kişiler, davranışlarına her zamankinden daha fazla dikkat etmek zorundadır.

Cumhuriyet anlayışı, erdemli insanların yönetimini esas alır. Bu anlayışta yöneticilik, bir ayrıcalık değil, bir sorumluluktur. Belediye başkanı, milletvekili ya da herhangi bir kamu görevlisi; bulunduğu makam gereği dürüst, adil ve şeffaf olmak zorundadır. Çünkü bu kişiler, halkın güveniyle o makama gelirler ve yaptıkları her işte bu güveni korumakla yükümlüdürler. Erdemli insan da tam olarak budur: Kendi çıkarını değil, toplumun yararını gözeten ve doğru olanı yapmaktan vazgeçmeyen kişi.

Sıradan bir vatandaşın yaşamı büyük ölçüde kendisini ilgilendirir. Elbette herkesin özel hayatı vardır ve bu hayatın belli sınırlar içinde kalması doğaldır. Ancak toplumun önünde bulunan bir kişinin yaşamı yalnızca kendisini ilgilendirmez. Çünkü o kişi, kamu kaynaklarını kullanır, kamu adına kararlar alır ve toplumun güvenini temsil eder. Bu nedenle onun özel hayatı ile kamusal sorumluluğu arasındaki denge son derece önemlidir.

Bir yöneticinin, kamu gücünü veya kamu kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanması kabul edilemez. Hele ki bu durum, başkalarını kullanarak gerçekleşiyorsa, bu hem hukuki hem de ahlaki açıdan ciddi bir sorundur. Kamu adına alınan maaşların, görev yapılmadan ya da kişisel amaçlar doğrultusunda kullanılması, toplumun güvenini derinden sarsar. Bu tür davranışların hiçbir şekilde savunulacak bir yanı yoktur. Çünkü burada söz konusu olan yalnızca bireysel bir hata değil, aynı zamanda kamuya karşı işlenmiş bir sorumluluk ihlalidir.

“Bu özel hayattır” şeklindeki yaklaşımlar, kamu görevi üstlenen kişiler söz konusu olduğunda yeterli bir açıklama değildir. Özel hayatın sınırları, kamu sorumluluğu ile kesiştiği noktada yeniden değerlendirilmelidir. Eğer bir davranış, kamu kaynaklarını etkiliyor, kamu güvenini zedeliyor veya toplumda olumsuz bir örnek oluşturuyorsa, artık bu durum sadece özel hayat kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle yöneticiler, attıkları her adımda bu hassas dengeyi gözetmek zorundadır.

Türkiye’de zaman zaman yöneticilerle ilgili çeşitli tartışmalar yaşanmaktadır. Görevden alınanlar, yargı sürecine girenler ya da kamuoyunda eleştirilen kişiler, aslında bu sorumluluğun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir. Hiç kimse bulunduğu makamın kendisine dokunulmazlık sağladığını düşünmemelidir. Aksine, o makam, kişiye daha fazla sorumluluk yükler ve daha dikkatli olmayı gerektirir.

Bir yönetici, “ben istediğim gibi yaşarım” düşüncesiyle hareket edemez. Elbette her bireyin özgürlükleri vardır; ancak bu özgürlükler, başkalarının haklarına ve toplumun güvenine zarar vermemelidir. Özellikle kamu görevi üstlenen kişiler için bu sınır daha da belirgindir. Çünkü onlar, yalnızca kendileri için değil, toplum adına hareket ederler.

Toplum olarak bizim beklentimiz oldukça nettir: Dürüst, adil ve sorumluluk sahibi yöneticiler. Gücünü makamdan ya da paradan değil, karakterinden alan insanlar. Halkı kendi çıkarları için kullanan değil, halkın hizmetinde olan kişiler. Hangi görüşten, hangi düşünceden olursa olsun, bir insanın önce ahlaklı olması gerekir. Çünkü ahlak olmadan adalet, adalet olmadan da güven sağlanamaz.

Bu ülke köklü bir geçmişe, güçlü bir kültüre ve derin bir adalet anlayışına sahiptir. Bu değerler, toplumun temelini oluşturur. Bu nedenle bu toplumu yöneten kişilerin de bu değerlere uygun davranması beklenir. Erdemli bir toplum, ancak erdemli insanların yönetimiyle mümkündür. Bu da bireylerin olduğu kadar yöneticilerin de kendilerini sürekli sorgulaması ve geliştirmesiyle sağlanır.

Sonuç olarak, siyaset ve yöneticilik; akıl, adalet ve dürüstlük ilkeleriyle yürütülmelidir. Yüzeysel düşüncelerle, kısa vadeli çıkarlarla hareket etmek, hem bireye hem de topluma zarar verir. Sağlam bir toplum yapısı için erdemli insanlara, erdemli yöneticilere ihtiyaç vardır. Çünkü gerçek güç, makamda değil; doğruyu savunabilme cesaretinde yatar.

Çevresine bakışı ve hoşgörüsü geniştir. Herkese saygı gösterir. Herkesten saygı görür . Düşkünlere karşı merhametli ve yardımseverdir. Karşısındakileri sabırla dinler. Vicdanının sesi ile harekete eder. Herkese karşı adil davranır.

Uşağın kuşağı belinde bağlı
Söndü umutların baharı
Üst üste geldi hataları
Kimseyi ondurmaz mazlumların ahı

Bazı davranışlar veya işlerin kabahatler yasalarda suç olmayabilir. Bu yanlış davranma hakkı sağlamaz insana. Toplumun önünde olanlar başta ailesi ve halka karşı başını eğecek davranış içinde bulunamaz. Yasalar kadar etkili ve kalıcı olan halkın kabulü ve ret etme durumu önemlidir. Göz önünde olanlar kırk düşünüp bir yapması gerekir. Yanlış ailesine ve millete karşı ömür boyu bir lekedir. Bu leke dürüst olmayanı götürür.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.