Milli meselelere karşı herkes duyarlı olması gerekir. Karanlıkta kalınca elektrik yakılmaz mı? Gerektiği zaman çamaşır, bulaşık yıkanmaz mı? Yemek pişirmek veya ısınmak için doğalgaz kullanılmaz mı? Para vermek için keyfi olarak bunları kullanan olur mu? Ihtiyaç olduğu zaman kullanmasak olur mu? Kademeli tarife lütfen yeniden gözden geçirilerek halkın sırtına fazla yük yüklenmesin. Hiç kimse ihtiyacı olmasa veya ihtiyacından fazla kullanmaz . Onun için uygulamanın genişletilmesi veya ortadan kaldırılması gerekir.
Su, elektrik ve doğalgaz insan yaşamının vazgeçilmez ihtiyaçlarıdır. Modern dünyada bu hizmetlerden mahrum bir yaşam sürmek neredeyse imkânsızdır. Evlerimizi aydınlatan elektrik, içme ve temizlik ihtiyacımızı karşılayan su, kış aylarında bizi soğuktan koruyan doğalgaz artık lüks değil, temel ihtiyaçtır. Son yıllarda bu hizmetlerde uygulanan kademeli tarife sistemi ise toplumun birçok kesiminde tartışmalara neden olmaktadır. Belirlenen tüketim sınırlarının aşılması durumunda daha yüksek ücret uygulanması, tasarrufu teşvik etmeyi amaçlasa da sosyal adalet açısından bazı soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki doğal kaynakların korunması ve israfın önlenmesi son derece önemlidir. Su kaynaklarının azalması, enerji maliyetlerinin yükselmesi ve çevresel sorunların artması nedeniyle tasarruf bilincinin geliştirilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Ancak tasarrufun sağlanması ile vatandaşın adil bir şekilde hizmet alması arasındaki denge iyi kurulmalıdır.
Kademeli tarife uygulamalarında en çok eleştirilen nokta, insanların farklı yaşam koşullarının yeterince dikkate alınmamasıdır. Örneğin dört kişilik bir aile ile sekiz kişilik bir aile aynı tüketim sınırına tabi tutulduğunda adalet duygusu zedelenmektedir. Kalabalık ailelerin daha fazla su kullanması, daha fazla elektrik tüketmesi veya daha geniş bir alanı ısıtması kaçınılmazdır. Bu durum israf değil, doğal bir ihtiyaçtır.
Aynı şekilde evinde yaşlı, hasta veya engelli birey bulunan ailelerin enerji tüketimi diğer hanelere göre daha yüksek olabilir. Sürekli çalışan tıbbi cihazlar, özel bakım gereksinimleri veya sağlık şartları nedeniyle oluşan tüketim artışı vatandaşın tercihi değildir. Bunun yanında düğün, cenaze, misafir ağırlama gibi toplumumuzun kültürel yapısında önemli yer tutan durumlar da geçici olarak tüketimi artırabilmektedir. Bu gibi nedenlerle ortaya çıkan tüketim fazlalığını doğrudan israf olarak değerlendirmek doğru değildir.
Hiç kimse bilerek daha fazla fatura ödemek istemez. Ekonomik şartların zorlaştığı günümüzde vatandaş zaten bütçesini koruyabilmek için mümkün olduğunca tasarruflu davranmaktadır. Gereksiz yanan bir lamba, boşa akan bir musluk veya fazla kullanılan doğalgaz doğrudan aile bütçesine yük getirmektedir. Bu nedenle insanların büyük çoğunluğu doğal olarak tasarruf etmeye çalışmaktadır. Sorun, tasarruf yapmak isteyen vatandaşın bazı durumlarda yaşam koşulları nedeniyle belirlenen sınırları aşmak zorunda kalmasıdır.
Devletlerin görevi yalnızca kaynakları korumak değil, aynı zamanda sosyal adaleti sağlamaktır. Sosyal devlet anlayışı, vatandaşların farklı şartlarını dikkate almayı gerektirir. Bu nedenle kademeli tarifelerin belirlenmesinde aile nüfusu, gelir seviyesi, sağlık durumu ve bölgesel iklim koşulları gibi faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekir. Konya'da yaşayan bir vatandaş ile Doğu Anadolu'nun sert kış şartlarında yaşayan bir vatandaşın doğalgaz ihtiyacının aynı olması beklenemez. Benzer şekilde iki kişilik bir aile ile sekiz kişilik bir aileyi aynı tüketim sınırları içerisinde değerlendirmek de hakkaniyetli olmayabilir.
Tasarruf konusunda daha etkili yöntemler de bulunmaktadır. Öncelikle eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları artırılmalıdır. Okullarda, kamu kurumlarında ve medya aracılığıyla enerji tasarrufu konusunda sürekli bilgilendirme yapılabilir. Binalarda yalıtım uygulamalarının teşvik edilmesi, enerji verimli cihaz kullanımının desteklenmesi ve kaçak kullanımın önlenmesi önemli tasarruf sağlayacaktır. Çünkü bazen bir binanın kötü yalıtımı nedeniyle harcanan enerji, bir ailenin tüm tasarruf çabalarını boşa çıkarabilmektedir.
Ayrıca belediyeler ve ilgili kurumlar vatandaşlara ücretsiz enerji danışmanlığı hizmetleri sunabilir. Evlerde enerji kaybına neden olan eksikliklerin tespit edilmesi ve uygun çözümlerin önerilmesi hem vatandaşın faturalarını düşürecek hem de ülke kaynaklarının korunmasına katkı sağlayacaktır. Böylece cezalandırıcı görünen fiyat artışları yerine teşvik edici ve eğitici yöntemler ön plana çıkmış olacaktır.
Toplumun adalet duygusu, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin temelidir. İnsanlar alınan kararların kendilerini anlamaya ve ihtiyaçlarını gözetmeye yönelik olduğunu hissettiklerinde uygulamalara daha kolay uyum sağlarlar. Ancak şartları dikkate alınmadan yapılan düzenlemeler zaman zaman haksızlık algısına yol açabilmektedir.
Sonuç olarak su, elektrik ve doğalgazda tasarruf elbette gereklidir. Ancak tasarrufun sağlanması adına uygulanan yöntemlerin sosyal adalet ilkesini zedelememesi de aynı derecede önem taşımaktadır. Aile yapıları, gelir durumları, sağlık koşulları ve bölgesel farklılıklar dikkate alınarak daha esnek ve hakkaniyetli düzenlemeler yapılmalıdır. Kaynakların korunması ile vatandaşın adalet beklentisi arasında kurulacak doğru denge, hem ülkemizin geleceğine hem de toplumsal huzura önemli katkılar sağlayacaktır. Adaletin olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde ise güçlü bir toplum vardır. Bu nedenle alınan her ekonomik kararın merkezinde insan ve hakkaniyet anlayışı bulunmalıdır.
Köylerde evlerimize dışarıdan su taşıdık. Lamba ile evi aydınlattık. Odun kömür ile evlerimizi ısıttık. Ama şimdi çeşmeden su akmazsa, elektrik yanmazsa, doğalgazda aksama olsa hemen huzursuz oluyoruz. Başlıyor kaygı. Eski günlerine çabuk unutuluyor. Şu, elektrik ve doğalgazı ihtiyacımız kadar kullanalım. İsraf etmeyelim. Milli serveti korumak herkesin görevi olmalıdır. Kademeli tarife çözüm değildir. Herkesin bir ışık yakması gerekir. Kibritçi kız ışığı yakabilseydi yaşayacaktı. Işığı yakamadığı için donarak öldü. Toplum yararına herkesin bir ışık yakması, hem kendi sağlığına hem de milletin yararınadır.