İnsan eşini öldürüyor, çocuğunu öldürüyor, yeni doğmuş bir bebeği çöpe atabiliyor. Bu haberleri okurken ister istemez durup düşünüyoruz: Kedi yavrusunu öldürmezken, köpek eşine kıymazken, insan nasıl bu kadar acımasız olabiliyor? Cevap ne hayvanlarda ne de doğada; cevap insanın kendi vicdanında saklı.
İnsan, aklı ve iradesi olan bir varlık.
Bu özellikler onu yüceltmesi gerekirken, değerlerden koparıldığında tam tersine daha tehlikeli hale getiriyor. Hayvan içgüdüsüyle hareket eder, sınırları doğası belirler. İnsan ise bilerek ve isteyerek kötülük yapabilir. İşte bu yüzden insan eliyle işlenen şiddet daha sarsıcı, daha yaralayıcıdır.
Bugün yaşadığımız sorunların temelinde ahlaki çözülme yatıyor. Ahlak, yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumun ortak vicdanıdır. Bu vicdan zayıfladığında, merhamet yerini öfkeye, sorumluluk yerini bencilliğe bırakır. Eş yol arkadaşı olmaktan çıkar, çocuk emanet olmaktan yük haline gelir. İnsan, en yakınına bile tahammül edemez noktaya sürüklenir.
Toplumda şiddetin bu kadar görünür hale gelmesi tesadüf değildir. Yalnızlaşma, ekonomik baskılar, umutsuzluk ve değersizleştirme duygusu insanı köşeye sıkıştırıyor. Ancak hiçbir zorluk, bir cana kıymayı mazur gösteremez. Yoksulluk açıklayabilir ama asla haklı çıkarmaz. Aynı şartlarda yaşayan milyonlarca insan, şiddete bulaşmadan yaşamını sürdürüyorsa sorun başka yerdedir.
O sorun, erdem kaybıdır. Merhamet, sabır, sorumluluk ve adalet gibi değerler günlük hayatın dışına itildikçe, insanın içindeki denge bozulur. Eğitim yalnızca bilgi vermeye indirgenmiş, karakter ve vicdan inşası geri plana itilmiştir. Akıllı ama vicdansız birey, cehaletten daha büyük bir tehdittir.
Toplumsal sorumluluk da bu noktada önem kazanır. “Aile meselesi” diyerek susmak, “bana dokunmuyor” diyerek görmezden gelmek şiddeti besler. Kötülük, en çok sessizlikten güç alır. Oysa toplum, birbirine karşı sorumluluk hisseden bireylerle ayakta durur.
İnsan hayvandan neden daha vahşi olabiliyor sorusunun cevabı basit ama acıdır: Çünkü insan ahlakını kaybedebiliyor. Hayvanın sınırı doğasıdır, insanın sınırı vicdanıdır. Vicdan kaybolduğunda geriye sadece çıplak güç ve kontrol hırsı kalır.
Iyi örneklerden daha çok kötü örnekler sarmış çevremizi. Bizi kötü örneklerden alıkoyacak akıldır, vicdandır ,merhamettir . Her insanın inancı olduğu doğru. Yaşadıklarımıza ne diyeceksiniz? Önce vicdan ve ahlak herkeste doğru yönde olması gerekir. Temel ve karakter bunu gerektirmelidir.
Bu karanlık tablodan çıkış, daha sert cezalarla değil; daha güçlü bir vicdanla mümkündür. Ahlakı, erdemi ve merhameti yeniden merkeze almadan hiçbir yasa, hiçbir düzen kalıcı çözüm sunamaz. İnsan, insanlığını hatırlamadıkça; en büyük tehdidi yine kendisi olmaya devam edecektir.