Mevlevî Terimleri -5

Songül KARAMAN

MEVLEVİ KIYAFETLERİ TERİMLERİ

*Dal Sikke: Mevlevî dervişleri sarıksız, yani destârsız sikke giyerlerdi ki buna dal sikke denilir.

*Destâr-Destâr-Şerîf: Mevlevîlerin başlarına giydikleri sikke adı verilen başlığın üzerine sarılan sarığın adıdır. Sikke-pûş olanların urefâsına bir imtiyaz alâmeti olarak verilirdi. Şeyhlerin, tarîkatçıların, neyzen ve kudümzenlerin, hatta kazancının destârı vardı. Destâr, çelebi efendinin icâzetnâmesi ile sarılabilirdi. Yine mesnevîhanlara mahsus ayrı bir destâr da vardı.

*Destâr Baha: Farsça, Destâr: sarık, bahâ: para, ücret demektir.

*Destâr-Pûş: Farsça, destâr sarık, pûş giymek demektir. Sarık giyen. Mevlevî tabiridir. Sikkesine destâr sarabilme ayrıcalığına sahip kişi demektir.

DESTÂR SUYU: Mevlânâ'nın sandukası üzerinde, sarık ucunun batırıldığı suya denir. Bu su, şifâ niyetiyle içilirdi. Mevlânâ'nın türbesine girince, sol tarafta sed üzerinde, gayet sanatlı bir kazan bulunur. Bu kazana, Mevleviler "Nisan Tası" derler. Mevlânâ'nın sandukası üzerinde bulunan yeşil kubbe (kubbe-i hadrâ) üzerine yağan nisan yağmurundan biriken su ile doldurulan bu kazana, Destâr-ı şeriflerin uçları batırılır, şifa bulmak inancında olanlardan isteyenlere verilmek üzere hazırlanır ve bu suya destâr suyu denirdi.

DESTÂR-I ŞERİF: Farsça-Arapça, Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi'nin icazetnamesi ile sarılabilirdi. Halim Çelebî tarafından verilen bir destâr icazetnamesi:

*Destegül: Kollu salta ile uzun cübbeye verilen addır. Mevlevî dervişleri bunu hücrede bulundukları sırada giyerlerdi. Uzun kollu bel hizasında nihayetlenen bir nev’î haydariyye idi. Tennûre üstüne de giyilirdi.

*Elifî Nemed: Mevlevîlerin âyinlerinde tennûre üzerine sarılması mecburî olan kuşaklarına verilen isimdir.

Ferecî: Mevlevî dervişlerinin giydikleri önü açık hırkaya denir.

HIRKA: Mevlevîlerin, seyr u sülûka mutlak bir etkisi olmayıp daha çok âidiyet ve meşrep bildiren birer alâmet sayılan tarîkat kıyafeti olarak kol uçları uzun ve geniş şekliyle giydikleri kisvedir.

*Tennure: Tennûre kolsuz, uzun etekleri çok kalın ve geniş bir entaridir. Derviş mutfakta tennûre giyerdi. Mevlevîlerin tennûrenin beline bağladıkları elifî nemed tesmiye olunan bir kuşakları da vardır. Bu kuşağın Mevlevî âyinlerinde tennûre üzerine sarılması mecburîdir. ‘Tennûre açmak’, semâ’ etmek anlamında kullanılır. ‘Tennûreye salâ’ ise, mukâbele günü, dış meydancının, cânların bulunduğu hücreleri dolaşarak tennûre giymelerini bildirmesine denirdi.

*İstiva: Arapça, kurulma, kaplama, hâkim olma, eşit olma vs. gibi anlamlan olan bir kelime, istiva edilen şey üzerinde zuhur etmek, istiva eden Hakk; istiva edilen ise Arş'tır. Mevlevîlik tâbiri. Giyildiğinde tam orta yerinden, önce tepeden aşmak ve arkadan ense çukuruna dikey olarak uzamak üzere sikke (başlık)'ye dikilen yeşil deriye verilen isim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.