MEVLEVÎ TERİMLERİ -7

Songül KARAMAN

MEKAN-YER TERİMLERİ

*Âsîtâne: Bir tarîkat pîri yahut tarîkat büyüğünün yattığı büyük tekkeler hakkında kullanılan bir tâbirdir.

*Ateşbaz-ı Velî Ocağı: Mevlevîhânelerde ‘lokma’ denilen tekkeye mahsus yemeğin pişirildiği ocak. Tek matbâhı olan tekkelerde en baştaki ocak Ateşbâz-ı Velî Ocağı kabul edilir ve lokma o ocakta pişirilirdi. O esnada maaşlı aşçı matbâhta bulunamazdı.

*Ateşbaz-ı Velî Makâmı: Kazancı postu da denilen meydân-ı şerîfte kazancı dedenin oturmasına mahsus postun adıdır. Beyaz renkli olan bu post, matbâh-ı şerîf kapısının tam karşısına tesâdüf eden yerde serilidir.

*Sultan Veled Makâmı: Matbâhın içerisinde meydân-ı şerîf denilen bir salon vardır. Bu meydân-ı şerîfte biri kırmızı öteki beyaz iki post vardır. Kırmızı post ‘Sultan Veled Makâmı’dır.

*Semâhâne: Semâhâne, üstü tavan veya kubbe, büyük bir sahndan ibaret olup ortada meydan denilen dervişlerin semâ’larına mahsus olarak yuvarlak bir saha ve bunun kıbleye gelen tarafında bir mihrab bulunur. Burası aynı zamanda namaz kılınan bir mescid mâhiyetindedir. Etrafı parmaklıklarla ayrılmış olan bu sahnın dış tarafı âyini seyredenlere mahsustur. Bu katta ayrıca bir mahfil ve kadınlara mahsus kafes denilen bir yer vardır.

*Matbâh-ı Şerîf: Mevlevîlikte matbâh-ı şerîf, mânevî eğitimin verildiği, âdetâ insanın bütün hamlık ve çiğliklerinden soyutlanarak ilim, hikmet ve ma’rifet ocağında piştiği ve olgunlaştığı mekândır. Matbâh, Türkçede mutfak diye söylediğimiz, kelime anlamı olarak Arapça pişirmek anlamındaki ‘tabh’ kökünden, ism-i mekândır. Mevlevî eğitiminin gerçekleştiği mekânın matbâh şeklinde isimlendirilmesi, tasavvufî açıdan pek çok îmâya kaynaklık eder. Mevlevî kültüründe, ahsen-i takvîm sûreti üzere yani en güzel kıvam ve mizaçta yaratılan insanın, aslına lâyık bir hayat mertebesine kavuşmasını esas alma yolunda gösterilen faaliyetlerin tümü, ham olanın olgunlaşmasına, çiğin pişmesine teşbih edilir.

*Dâr'ul -Mesnevî: XIX. yüzyılda Mevlevîler dışında kalan halk için Dârü’l-Mesnevî adıyla Mesnevî okutmaya yönelik husûsî müesseseler açılmış, mevlevîhânelere gelemeyenler bu kurumlarda Mesnevî kültüründen istifâde etmişlerdir.

*Kazanlık: Kazanlar ve tencerelerle yemek pişirilen ve bakır kapların muhafazasına mahsus bir mekândır.

*Kuzuluk: Mevlevîhânelerde sofra malzemelerinin toplanıp kaldırıldığı yemekhâne duvarında küçük bir hücredir.

*Meydân-ı Şerîf: Mevlevî tekkelerinde cânların terbiyesine mahsus olan matbâhtaki büyük odadır.

*Pirinç Meydanı: Lokma yapılmak üzere hazırlanan pirinçlerin ayıklanıp hazırlandığı yer

*Saka Postu: Saka yeri ya da saka postu, dergâh planında genelde dergâha girildiği zaman kapının sol yanında kalan ve çileye soyunan mürîdin oturtulduğu mekândır.

*Halife Hücresi: Mevlevî tâbiridir. Konya'daki merkez dergâhta, nevniyâzlarla seyr ü sülûku tâlim ile görevli halifenin, matbah (mutfak) içindeki özel odasına verilen ad.

*Hatt-ı İstivâ: Şeyh postu semâhânelerde semâhâne kapısının tam karşısına serilir ve bu postun ucundan, semâhâne kapısının ortasına kadar çekilmiş, mevhûm bir hatta da hatt-ı istivâ denilir ve buraya asla basılmaz.

*Han Gâh: Farsça, tekke manasında bir kelime. Tekkenin büyüğüne denir. Âsitane de aynı anlamı ifâde eder.

*Tilavet Odası: Tekkelerde Kur'an'ı Kerim okunan yer.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.