DEMOKRASİ VE LAİKLİK

Yılmaz SANDIKÇI

Laikliği dinsizlikmiş gibi uygulayanlar var. Laikliği dinsizlikmiş gibi anlatanlar var. Demokrasiyi İslam’a tersmiş gibi gösterenler var. Peki bunları yapanlar aslında kime hizmet ediyorlar? Ya bunlara aldananlar ne yapıyorlar?

Demokrasi nedir ki?
Milletin, devleti yönetecek vekilleri seçtiği ve seçilenlerin aldatılmasına, aldatmasına, yalana, hırsızlığa, haksızlığa, adam kayırmaya ve ihanete karşı seçenin hesap sorma hakkını, seçilenin ise hesap verme sorumluluğunu güvence altına alan sistemdir demokrasi dediğin. Hepsi bu! Bu kadar basittir, anlayana…

İyi de hesap vermek istemeyenler kimlerdir? Hesap verdirmeyenler kime hizmet eder? Ya hesap sormaktan vazgeçenler?

Demokrasiyi İslam’a karşıymış gibi gösterenler; İslam’ın adalet, istişare, emanet ve kul hakkı hükümlerini niçin dikkate almazlar?

Dinimiz devlet yönetiminde asabiyeti, yani haklıya değil de kendi soyuna, akrabasına, yandaşına dayanarak atama yapılmasını reddederken, uğruna peygamber torunu bile katledilen, uğruna evlat, kardeş, baba, bebe katledilen saltanatı dinimiz İslam adına savunanlar, dinimizin hangi hükümlerine dayanıyorlar? Aslında kime hizmet ediyor onlar?

Dinimiz, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in uygulamaları ile de görüldüğü üzere, açıkça devlet işlerinde asabiyet ve yandaşlık ile adam kayırmayı yasaklarken, son yüzyıllarda yaşanan yanlışlar ile nerede başladı acaba? Bilemeyiz ama bence en büyük yanlışlardan biri, son dönemde tek partili dönemden çok partili döneme geçilirken yaşandı: Yani siyasal partilerin milletin oyunu kazanmak için yarışmaya başladığında, laikliğin tanımının yeni şartlara göre dürüstçe tekrar yapılmamasında yaşandı.

Laikliğin, devlet ile partinin aynı olduğu dönemde yapılan “din ve devlet işlerinin ayrılması” olarak yapılan tanımı çok partili dönemde “siyaset için dinin suiistimal edilmesini işlerinin ayrılması” olarak düzeltilmeliydi. Ve laiklik bu şekilde uygulanabilirdi.

Zira devlet yönetimine talip olarak vekil seçilmek için yarışanların hepsi ahlaklı olsa sorun yok ama Müslüman kılığında Müslümanları aldatanlar hatta Müslüman kılığında İslam düşmanlığı yapanlar da az değil. Bunlara karşı alınabilecek tedbir ise laikliğin doğru tanımlanması ve doğru uygulanması olarak ortaya çıkıyor.

Bu birkaç cümle zamanında açıkça benimsenmiş olsaydı, laikliği dinsizlik gibi anlatanlarla laikliği dinsizlik gibi uygulayanlar milletimizin aklını bu kadar karıştıramayacaktı.

Yine de yanlıştan dönmek için geç değildir.
Laiklik dinsizlik değildir. Laiklik, devletin herhangi bir mezhebin, cemaatin, şeyhin veya sahte hocanın eline geçmesini engelleyen güvencedir. İnananın da inanmayanın da vicdanını korur. Dini devlete düşman etmek de devleti dine karşı işletmek de yanlıştır.

Demokrasinin sağladığı hür irade ve özgür düşünce kaynaklı gelişmeyi önlemek isteyenler, bizim gibi gelişmekte olan Müslüman ülkelerde laikliği dinsizlik gibi uygulayanlarla laikliği dinsizlik gibi anlatanları aynı anda destekliyor olabilir mi?

Bu iki taraf birbiri ile kavgalı görünseler bile bilerek ya da bilmeden İslam düşmanlarına hizmet ediyor olabilir mi?

15 Temmuz ihaneti bu soruya cevap vermedi mi? Bir dönem devlet makamlarına atamalar yapılırken “alnı secdeye değenden zarar gelmez” denildi, 15 Temmuz bu dönemin ardından gelmedi mi?…

Demek ki insanın alnının nereye değdiğine değil, elinin kimin hakkına uzandığına; ne söylediğine değil, ne yaptığına bakmak gerekiyormuş aslında.

Çünkü Müslüman olan hain olmaz; fakat hainler Müslüman gibi görünebilir. Sakal, sarık, türban, cübbe veya camiden, hacdan umreden gönderilen resimler hiç kimsenin dürüstlüğünün delili değildir. Kişinin Müslümanlığı kılığı ile değil; adaletiyle, dürüstlüğüyle, emanete sadakatiyle ve kul hakkından sakınmasıyla ölçülebilir. O da bizim işimiz değildir. Bizim için güzel ahlakını, topluma hizmetine yansıtması önemlidir.

Yediği kul hakkının bedelini ödemeden, verdiği zararı tazmin etmeden; dua, namaz, umre veya hacla günahların silineceğine inandırılan kişide
Günaha girme korkusu kalır mı?
Günahtan kaçınmayanda ahlak gelişir mi?
Ahlakı olmayanın karakteri oluşur mu?
Ahlaksız ve karaktersiz bir dindarlık mümkün mü?

Din istismarı, ibadet ahlakın yerine, görüntü dürüstlüğün önüne, itaat aklın üstüne konulduğunda burada başlar…

İslam’ı siyasi veya ticari emellerine alet eden; gazeteci, tüccar, fon yöneticisi, din adamı, siyasetçi, bürokrat ya da başka bir sıfatın arkasına saklanarak Müslüman gibi görünüp Müslümanları aldatan herkesi kınıyorum. Mümin olma gayesi taşıyan her Müslüman kardeşimi de bu kınamaya davet ediyorum.

Ancak biliyorum ki onları kınamak yetmez; onların istismarını ve aldatmasını engelleyecek hukuk düzenini kurmak ve işletmek gerekir. Laikliğin en önemli görevlerinden biri de budur.

Demokrasi kusursuz değildir ama seçim sandığının kurulduğu yerde milletin iradesinin yanıltılması önlenmelidir. O iradenin sakatlanmaması için hukuk ve laiklik dürüstçe uygulanmalıdır.

Seçim sandığının yerine cehennem korkusu, biat ve sorgusuz itaat geçtiğinde ise iradenin yerini yandaşlık alır. Yandaşlık ise Müslümana yakışmayacaktır. Meselemiz şu parti veya bu parti değil, milletin ahmak yerine konulması önlemektir.

Laiklik, dinsizlikmiş gibi değil, Müslüman kılığında konuşarak milletimizin aklını çelenlerin, Müslüman kılığında görünerek İslam düşmanlarına hizmet edenlerin, toplumda itibar görmesini önleyecek şekilde uygulanmalıdır.

Demokrasinin hesap sorma ve hesap verme mekanizması kime zarar verir? Bundan kimler rahatsız olur? Dürüst siyasetçi hesap vermekten korkar mı? Temiz siyasetçi veya bürokrat bulunduğu makamı menfaatine alet eder mi?

Etmez dediğinizi duyar gibiyim. İyi de yalan dünya için bu kadar yalan niçin?

Adil kişi, yaptığı işlerin eleştirilmesini veya kendisinden hesap sorulmasını ihanet saymaz. Aklını kullanma seviyesinde yükselen kişi, yenilen kul hakkından kaynaklı günahların, ibadet ve dua ederek affedilmeyeceğini öğrenir.

Vatansever kişi milletini aldatmaz.

Mümin mertebesine çıkmak isteyen kişi dinin lafzı ile yetinmez, dinin manasını anlamaya çalışır.

Algı ile aldanmak yerine aklı ile işin aslını arayan ve dinin manasını anlamaya çalışan herkese, selam ve dua ile.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.