10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, Konya Büyükşehir Belediyesi ile Selçuklu, Karatay ve Meram İlçe Belediyelerinin ev sahipliğinde Selçuklu Kongre Merkezi'nde düzenlenen programla kutlandı.
“Basının Büyük Buluşması”, yalnızca bir yemek programı ya da takvimsel bir kutlama değildi. Gazeteciliğin mesleki sorunlarından medyanın toplumsal sorumluluğuna, yerel basının şehir hafızasındaki rolünden birlik ve beraberlik vurgusuna kadar birçok başlığın aynı masada dile getirildiği bir buluşmaydı. Konuşmacıların ortak mesajı ise açıktı: Basın; yalnızca haber aktaran değil, toplumun hafızasını ayakta tutan aklı, vicdanı ve dengeyi temsil eden bir güçtür.
Ancak bir gerçek, bu yıl da değişmedi. Gazetecilerin günü var, ama gazeteciliğin hâlâ adam gibi bir meslek yasası yok.
Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir’in konuşmasında özellikle bu konuya yeniden dikkat çekmesi boşuna değildi. Yıl 2026 olmuş, medya başlı başına bir sektör hâline gelmiş. Hatta yönetimde dördüncü güç konumunda fakat gazetecilik hâlâ 1960’ların mevzuatıyla ayakta durmaya çalışıyor. Gün var, kutlama var; ama mesleğin yasası yok.
Konya Valisi İbrahim Akın, basın mensuplarının fedakârlıkla icra ettiği mesleği ile her koşulda vatandaşın sesi olmaya çalıştığını söylediği konuşmasında, güçlü bir kamuoyu bilincinin, ancak ilkeli ve bilinçli bir basınla mümkün olduğunu vurguladı.
Konya’da ilk gazetenin 1870 yılında, resmî devlet gazetesi olarak çıkan “Konya Vilayet Gazetesi” olduğunu hatırlatarak başladığı konuşmasında, o gün bugün Konya ve bölgesinde köklü bir gazetecilik geleneği oluşturan yerel meslek mensuplarının yeri geldiğinde bayram yapmadan, tatile gitmeden, çoğu zaman ailesinden çaldığı zaman ile kamuya hizmet eden ve yüksek fedakârlık gerektiren bir meslek olduğunu söylediği konuşmasında, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın bu zor koşullar altında, kalemin de klavyenin de ahlâklı olması için sahibinin ahlaklı olması gerektiğini vurgulaması çok kıymetliydi.
Çünkü medyadaki ahlaki sorun, yalnızca haberde kalmayan tüm toplumun ahlâkî ve insanî değerlerinde bozulmaya, çürümeye sebep olan virüs gibi bir sorundur.
Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Konya Modeli Belediyecilik” kavramını basınla bütünleşik olarak tanımlarken basın, valilik, milletvekilleri ve yerel yöneticiler arasındaki uyum ve iş birliğinin şehir için model oluşturduğunu ifade etti.
Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş’un basın camiasıyla birçok şehirde olmayan bu “birlik ve beraberliğin” kıymetli olduğunu dile getirmesi.
Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca gazetecilerin Konya’ya hizmet etmede önemli rol oynadığını belirtti.
Yerel yöneticilerimiz yanında konuşan milletvekillerimizden Mustafa Hakan Özer, Latif Selvi, Mehmet Baykan, Meryem Göka’nın konuşmalarında
- Basının toplumu ayrıştıran değil, birleştiren bir güç ve doğru, güvenilir bilgi kaynağı olarak rolü;
- Fedakârlık ile beslenen mesleki dayanışma yanında etik sorumluluğun önemine değinirken ben ilk başta konuşan Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir’in meslek yasasındaki eksikliğin niçin giderilmediğini düşünüyordum.
Tespitlere, dilek ve temennilere katılıyorum ve gerek dinimizde gerekse kültürümüze işleyen inançlarımızda bunların nasıl yer ettiğini düşündüm konuşmaları dinlerken.
Örneğin, birlik ve beraberlik isteğimize, böyle programlar vesilesi ile diğer siyasi partilerden de temsilciler olması çok yararlı olurdu. Bunun alt yapısını da dinimizin kaynağını, “..bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin..” diyen Kur’an-ı Kerim’de bulabiliriz.
Öte yandan toplumsal ahlakı, sadece medya mensuplarının etik değerlerine bağlayamayız. Bunun için peygamber (sav) efendimizi de doğru anlamamız gerekiyor, bu bağlamda “aldığı bir duyumu, doğruluğunu araştırmadan başkalarına aktarmak Müslümana yalan olarak yeter” uyarısını çocuklarımıza henüz okula başlamadan öğretebiliriz ve bu bilinç ile beslenen zihinlere, “yalan olan vicdanda iman durmaz” bilgisini de ekleyebilir.
Böylece toplumsal birlik ve beraberliğin yanında, ahlaki değerler zeminini güçlendirebiliriz.
Medya az gelişmiş veya gelişmemiş toplumlarda algıyı yöneterek toplumun iradesini sanki bir hayvan sürüsüymüş gibi güderken, gelişmiş toplumlar algı ile aldanmak yerine akıl ile işin aslını aramayı öğrendiği ölçüde medyayı yönetirler.
Medyanın gücü, güttüğü topluma güdüldüğünü fark ettirmemesinde yatar. Bu yüzden mesele yalnızca gazetecilerin günü değil; gazeteciliğin niteliği, ahlâkı, hukuku ve zihinsel seviyesi meselesidir. Gazetecilik yasası olmayan bir ülkede, etikten, birlikten, sağduyudan söz etmek için yasanın bir an evvel çıkması için yardımcı olmak da gerekir.
Dileğimiz; toplumu güden değil uyandıran, algı yöneten değil aklı besleyen, ayrıştıran değil birleştirerek geliştiren bir medyanın güçlenmesidir.
Bu dileğimizin gerçekleşmesini kolaylaştıracak olan ise aile içinde ve okulda, algı ile aldanmak yerine akıl ile işin aslını arayan bireylerin yetişmesini sağlayacak şekilde eğitim bilincidir. Selam ve dua ile..