İskoçya'dan Selamlar

Yılmaz SANDIKÇI

İskoçya’ya geldiğimde ilk fark ettiğim şey bir çok Avrupa ülkesi gibi taşın sanat ile buluşması ile ortaya çıkan binalar oldu. Ama görkemli veya şaşaalı değil, estetik binalar. Bir zamanlar mimari ve sanat birleşmiş ve o taş binaları yapanlar sanatta yarışmış sanki.
*
Yüksek öğrenimi için İskoçya’da bulunan oğlum Bilgehan’ın özellikle görmemi istediği Stirling, Edinburg ve Glasgow’da taş yapılar ve şehir planlaması sakin bir güzellikle iyi kurgulanmış bir sistemi sergiliyor sanki. Tarihi günümüze taşıyan binalar yanında müzeler, sanat galerileri, sokaklar, caddeler, anıtlar çok şey anlatıyor.
*
İskoçya, İngiltere dediğimiz “Birleşik Krallık”ı yani “Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı”nı oluşturan krallıklardan biri ama İskoçya denilince “küçük ülke büyük sistem” gibi bir benzetme doğru olur diye düşünüyorum.
*
Dünya genelinde İngiltere adı öne çıksa da özellikle sanayi devrimi başarısı ile anılan ve “Güneşi Batmayan İmparatorluk” adı altında sömürgecilikte dünya birincisi olan İngiltere’nin Birleşik Krallığın bu başarısının altında, İskoç aklı ve mühendislik başarısının yattığını söylemek abartı olmaz.
*
İngilizler ticaretteki başarısı ile öne çıksalar da o başarıya sanayi gücünü ekleyen mühendislik başarısının İskoçya’da doğduğunu görmek önemli.
*
Bugün “İngiliz sanayi devrimi” diye anlatılan sürecin zihinsel altyapısına bakınca, temelde hep İskoç Aydınlanması görünüyor; James Watt adlı bir girişimci mucidin, sanayiye uyarlanabilir ilk buhar makinesinin İskoçya’nın Glasgow şehrinde icat etmesi yanında muhasebe, istatistik, risk hesabı, sigorta gibi ticarete ve ekonomiye ruh katan fikirlerin de İskoç üniversitelerinde filizlenmiş olması, İskoç Aydınlanmasının daha erken başlayarak sanayi devrimine giden yolu aydınlattığı görülüyor.
*
İskoç Aydınlanması; Ekonomi biliminin babası kabul edilen Adam Smith’in Ulusların Zenginliği kitabı ve James Watt’ın su ile ateşi sanayi gücüne dönüştüren mühendisliği yanında, David Hume’un aklı, dogmadan bilgi çıkaracak şekilde kullanan düşünme öğretisi, William Playfair’in sayıları yönetime sokan istatistiğiyle modern dünyanın zihinsel temelinde yerini almış.
*
İskoçya şehirlerini gezerken Michael Hunter’in “Büyünün Çöküşü” kitabını hatırlıyorum; Britanya’nın aydınlanma çağında büyünün yerini aklın alması ile sonuçlanan zihinsel dönüşümün altında önce İskoçya’da aklın galip geliş hikâyesi yatıyor sanki.
*
Bir de ekonomist bir ihracatçı olarak, ekonomi tarihi okumalarında gördüğüm şu detayı da hatırlıyorum buraları gezerken; modern sigortacılığın tohumlarının, İskoçya’da ölen papazların geride kalan ailelerinin nasıl finanse edileceği sorusuna cevap ararken atıldığı anlatılır.
*
Her yıl kaç papaz ölüyor? Geride karısı yanında kaç çocuk bırakıyor? Ölen papaz ailelerini bağışlara muhtaç olmaktan kurtaracak olan “dul-yetim maaşı” ne kadar olmalı? Maaş ödenen her papazdan ne kadar kesinti yapılırsa, geride kalan aileleri finanse etmeye yetecek kadar bir fon oluşur? Geride kalanların ortalama yaşam süresi ne kadar?
*
Yani bu sorulara cevap arayan İskoç papazlar bu sorulara cevap bulup, bulduklarını bir sistem içinde uygulamaya dönüştürürken modern istatistik denilen şeyi de bulmuş oluyorlar.
*
Bizim de tarihimizde buluş yapan birçok büyüğümüz var elbette. Ancak günümüzde durum ne? O buluşlar, fikirler bizim coğrafyamızda bir sisteme veya icada ya da teknoloji ve sanayiye dönüşmek yerine orta, batı ve Kuzey Avrupa ülkelerinde bilime teknolojiye, sanayiye dönüşüyor. Hep sorduğum soruyu tekrar ediyorum; neden bizde olmuyor da orada oluyor?
*
İstatistik dediğimiz şey, İskoçya’da soyut bir matematik değil; vicdanla hesap arasındaki köprü oluyor. Sadakanın yerini hesaba dayalı, sosyal dayanışma kaynaklı, resmi bir maaş alıyor; “dayanışma toplumun direğidir” sözünü doğruluyor.
*
İskoçya küçük bir ülke ama büyük bir akıl gibi geldi bana… Gelir kaynaklarına baktığımda Kuzey Denizinde çıkan petrolü görünce şaşırıyorum. Ayrıca İskoçya tüm dünyaya yaptığı viski ihracatından önemli bir gelir elde ediyor. Tabi İskoçya üniversitelerinin dünya çapında tercih edilen eğitim kurumları arasında olması da ülkeye sessiz ama istikrarlı bir ek gelir sağlıyor.
*
Bir de şehirleri gezerken, her yandan gelen İskoç gaydasının melodisini duyuyorum, bana kemençenin sesini hatırlatıyor. Aslında bizim Karadeniz Tulumunun ta kendisi. Taa buralarda, şekli bölgenin kültürüne göre değişse de aynı kalan sesi ile ile bizi karşılıyor; biraz hüzünlü biraz isyankâr, bazen de coşkulu ve eğlenceli.
*
Aklını kullanma seviyesinde yaşadığı sorunları aşarak, anlık, günlük ve geçici fikirleri harmanlamayı öğrenip, malumattan bilgi çıkarmaya, farklı bilgi ve düşünceleri birleştirip bilim, teknoloji ve sistem kurmaya, kurulan sistemleri çalıştırmaya çalışanlara İskoçya’dan selam ve dua ile.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.