İbrahim GÜNAY
Vefanın Şehri Konya’da Bir Hatırlayış
AK Parti Konya İl Başkanlığının düzenlediği “Vefa Varsa Veda Yoktur” programı kapsamında kuruluşundan bugüne; Milletvekilleri, Belediye Başkanları, İl Başkanları, Kadın-Gençlik Kolları Başkanları, Konya İl Teşkilatı ile Selçuklu, Karatay ve Meram İlçe Teşkilatlarının Yönetim Kurulu Üyeleri ile İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi Üyeliği görevlerinde bulunan teşkilat mensupları bir araya geldi.
Konya AK Parti Teşkilatı tarafından Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen vefa programı, yalnızca bir organizasyon değil; geçmişle bugün arasında kurulan güçlü bir köprüydü. Siyasetin çoğu zaman hızlı gündemler ve sert tartışmalarla anıldığı bir dönemde, bu program “hatırlamanın” ve “hatır gözetmenin” ne kadar kıymetli olduğunu yeniden gösterdi.
Vefa: Siyasetin Unutulan Dili
Vefa, tabelalara yazılan bir kelime değil; zor zamanlarda omuz omuza durabilmenin, emeği geçenleri unutmamanın adıdır. Konya’daki program, yıllarını teşkilata adamış isimlerin birer birer anılmasıyla, siyasetin özünde bir emek ve fedakârlık hikâyesi olduğunu hatırlattı. Alkışlar, sadece kürsüde konuşanlara değil; görünmeyen yükü omuzlayanlara da yükseldi.
Bir Teşkilat Hafızası İnşa Ediliyor
Teşkilatlar, ancak hafızaları kadar güçlüdür. Bu vefa buluşması, Konya AK Parti Teşkilatı’nın kendi hafızasını diri tutma iradesinin açık bir göstergesiydi. Geçmiş dönemlerde görev almış il başkanlarından mahalle temsilcilerine kadar uzanan geniş bir yelpazede emeği olanların anılması, “biz” duygusunu pekiştirdi. Çünkü ortak bir geçmişe sahip olmayanların ortak bir geleceği de olmaz.
Siyasette İnsan Kalabilmek
Programın en çarpıcı yönlerinden biri, siyasetin insani tarafını öne çıkarmasıydı. Makamlar geçici, sorumluluklar ağır; fakat geriye kalan, kurulan dostluklar ve bırakılan izlerdir. Vefa programı, siyasetin yalnızca sonuçlardan ibaret olmadığını; süreçte gösterilen nezaketin, sadakatin ve emeğin de en az sonuçlar kadar değerli olduğunu güçlü bir dille anlattı.
Konya’nın Mayasında Vefa Var
Konya, tarih boyunca vefasıyla bilinen bir şehir oldu. Mevlâna’nın “Dün dünde kaldı cancağızım” sözü, geçmişi inkâr etmek değil; geçmişten güç alarak yürümek anlamına gelir. İşte bu program da tam olarak bunu yaptı: Dünü onurlandırdı, bugünü sağlamlaştırdı, yarına umut bıraktı. Şehrin mayasında olan vefa duygusu, teşkilatın duruşuna da yansıdı.
Geleceğe Bırakılan Sessiz Mesaj
Belki de programın en önemli çıktısı, genç teşkilat mensuplarına verilen sessiz mesajdı: Emek karşılıksız kalmaz. Bugün adı anılanlar, dün fedakârca çalışanlardı; yarın anılacak olanlar da bugün sorumluluk alanlar olacak. Bu süreklilik, teşkilat kültürünün en sağlam teminatıdır.
Vefa, Bir Duruş Meselesidir
Konya AK Parti Teşkilatı’nın vefa programı, alkışların ötesinde bir anlam taşıdı. Siyasetin sert rüzgârları arasında insan kalabilmenin, geçmişi sahiplenmenin ve emeği onurlandırmanın mümkün olduğunu gösterdi. Vefa, bir günle sınırlı bir etkinlik değil; bir duruş meselesidir. Konya’da sergilenen bu duruş, hafızalara kazınacak nitelikteydi. Başta AK Parti Konya İl Başkanı Avukat Fatih Özgökçen olmak üzere, organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen tüm teşkilat mensuplarını tebrik ederim.
Bir Bez Parçası Değil, Bir Milletin Onuru
Nusaybin’de Türk Bayrağına yönelik sergilenen saygısızlık, yalnızca bir sembole değil; bu toprakların hafızasına, bedel ödeyerek kazanılmış bağımsızlığına ve ortak vicdanımıza yapılmış bir saldırıdır. Bayrak, rüzgârda dalgalanan bir kumaş değildir. Bayrak; Çanakkale’de toprağa düşen gençtir, 15 Temmuz gecesi siper olan vatandaştır, sınırda nöbet tutan askerdir. Bu nedenle bayrağa uzanan her el, aslında bu milletin ortak değerlerine uzanmıştır.

Nusaybin Sadece Bir İlçe Değildir
Nusaybin, tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olmuş, kültürün ve kardeşliğin yeşerdiği kadim bir şehirdir. Bu topraklar, ayrıştırmanın değil birliğin sembolü olmalıdır. Bayrağa yapılan saygısızlık, Nusaybin’in ruhunu da temsil etmez; orada yaşayan binlerce vatansever insanın yüreğini de. Bir ilçeyi, birkaç provokatif eylemle yaftalamak ne kadar yanlışsa; o eylemleri görmezden gelmek de o kadar tehlikelidir.
Sessizlik, Onay Anlamına Gelir
Toplum olarak en büyük hatalarımızdan biri, “bana dokunmayan” anlayışıyla susmayı tercih etmektir. Oysa bayrağa yapılan saygısızlık, bugün bir yerdeyse yarın başka bir yerde karşımıza çıkar. Sessizlik, bu tür girişimlere cesaret verir. Tepki göstermek; bağırmak, yıkmak, yakmak değildir. Tepki; hukukun içinde, net ve kararlı bir duruş sergilemektir.
Bayrak Kırmızıysa, Sebebi Var
Türk Bayrağı’nın kırmızısı rastgele seçilmedi. O renk, şehit kanıyla yoğruldu. Ay ve yıldız, bu milletin karanlıktan aydınlığa yürüyüşünü simgeler. Bu sembollere saygı, bir siyasi görüş meselesi değil; ortak vatana duyulan saygının en temel göstergesidir. Bayrağı sevmek, bu ülkede birlikte yaşama iradesini kabul etmektir.
Birlik Olmadan Dirlik Olmaz
Bugün ihtiyacımız olan şey öfkeyi büyütmek değil, bilinci büyütmektir. Provokasyonlara kapılmadan, ama asla sessiz kalmadan… Hukuk, eğitim ve toplumsal duyarlılıkla bu tür saygısızlıkların karşısında durmak zorundayız. Çünkü bayrak düşerse, hepimiz düşeriz.
Türk Bayrağı bu milletin namusudur. Ona uzanan el, karşısında 85 milyonun ortak vicdanını bulur. Nusaybin de bu vicdanın bir parçasıdır; susarak değil, sahip çıkarak.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.