13. Konya Kitap Günleri’nde, Yazar Günay'dan "Medeniyet İnşasında Camiler" konulu söyleşi
Konya İmza Gazetesi yazarı İbrahim Günay, söyleşi ve imza gününde sevenleriyle bir araya geldi. Buluşmada dinleyicilerine kökleri tarihin derinliklerine uzanan "Medeniyet İnşasında Camiler" başlıklı kapsamlı ve ilham verici bir konferans verdi.
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından “Okumadığın Gün Karanlıktasın” sloganıyla bu yıl 13.sü düzenlenen Konya Kitap Günleri, yazar ve araştırmacıları okurlarıyla buluşturmaya devam ediyor.
Bu kapsamda Konya İmza Gazetesi yazarı İbrahim Günay, 22 Ekim Perşembe günü saat 14.00’te gerçekleştirdiği söyleşi ve imza gününde sevenleriyle bir araya geldi.
Günay, buluşmada dinleyicilerine kökleri tarihin derinliklerine uzanan "Medeniyet İnşasında Camiler" başlıklı kapsamlı ve ilham verici bir konferans verdi.

Medeniyetin Kalbinde Bir Mabet: Cami
Söyleşisine cami kelimesinin etimolojik kökenleriyle başlayan İbrahim Günay, kelimenin Arapçadaki cem kökünden geldiğini; toplayan, ihtiva eden, kaplayan ve Müslümanların ibadet amacıyla bir araya geldikleri mekân anlamına geldiğini belirtti. Cami ve mescitlerin mutlak surette bir medeniyet inşasının en somut simgesi olduğunun altını çizen Günay, İslam medeniyetinin doğuşunda caminin yalnızca bir ibadet alanı değil; cemiyeti, kültürü, mimariyi, hukuku ve eğitimi şekillendiren merkezi bir kurum olduğunu vurguladı. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında inşa ettiği ilk mescit olan Kuba Mescidi ile Mescid-i Nebi’nin sadece ibadet için değil, Suffe Mektebi’nden Medine Pazarı’na, su kanallarından savunma sistemlerine ve hatta İslam tarihindeki ilk sahra hastanesine kadar sivil, ticari ve askeri tüm altyapının merkezi olduğunu ifade etti.

Selçuklu ve Osmanlı'da Külliye Kültürü
Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinde de bu geleneğin aynen sürdürüldüğünü belirten Günay, ceddimizin camiyi merkeze alarak etrafında mektep, medrese, han ve şifahanelerden oluşan külliyeler inşa ettiğini hatırlattı. Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’nın verilerine dayanarak Konya’nın 1074’te fethinden itibaren Alâeddin Tepesi ve etrafında şekillenen imar faaliyetlerine değinen yazar; İnce Minareli Medrese, Karatay Medresesi ve Sırçalı Medrese gibi eserlerle başkent Konya'nın dönemin en kalkınmış refah devleti ve kültürel cazibe merkezi haline geldiğini dile getirdi. Sultan Alâeddin Keykubad döneminde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin babası Bahaeddin Veled ve Sadreddin Konevî gibi dehaların bu şehre yerleştiğini, Konya'nın ilmin, ticaretin ve sanatın kalbi olduğunu anlattı.

Toplumsal Hayatın ve Dayanışmanın Merkezi
Geçmişte mahalle mescitlerinin günde beş vakit namaz kılınan yerlerden öte, toplumsal hayatı ve bireyi inşa eden çok işlevli kamusal alanlar olduğuna dikkat çeken Günay, bu mekânların birer okul, asayiş ve yönetim merkezi, sosyal yardımlaşma ve dayanışma yuvası işlevi gördüğünü söyledi. Sultanından tebaasına kadar herkesin aynı halının üzerinde omuz omuza saf tutmasının sınıflar arası uçurumları törpülediğini ifade eden yazar, günümüzde ise camilerin eski sosyal ve kültürel fonksiyonlarından uzaklaştığına işaret etti.
Geleceğin İnşası İçin Yeniden Camiye
Çocukların camiyle yeniden buluşması adına Konya Büyükşehir Belediyesi ile Konya İl Müftülüğü'nün ortaklaşa düzenlediği “Güle Oynaya Camiye Gel” gibi bisiklet ödüllü projelerin çok kıymetli olduğunu vurgulayan İbrahim Günay, ailelerin ve toplumsal dinamiklerin bu bilinçle hareket etmesi gerektiğinin altını çizerek söyleşisini tamamladı.
Programın ardından yazar, okurları için kitaplarını imzalayarak hatıra fotoğrafları çektirdi.
Yazar Günay, ayrıca katkılarından dolayı Araştırmacı Yazar Gazeteci Mustafa Balkan'a da teşekkür etti.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.