Ecdadımın Bize Bıraktıkları

Kaynaşmanın, dayanışmanın, hoşgörünün, sevginin zirve yaptığı bir bayramı daha geride bıraktık.

Ülke olarak hakikaten hasret kaldığımız ve özlem duyduğumuz güzellikleri yaşadık.

Cümleler nezaketle seçildi, ziyaretler hasretlik gidermenin inceliklerini ifşa etti.

Dilin şişkinliği alındı, yalnızlığın getirdiği uyku hali, kolonya, şeker ve kahve ikramlarıyla canlandı.

Hayatın içinde, bizi yoran yarışın yerini sakinlik aldı

Hakikaten çok güzeldi.

Her günümüz böyle olamaz mı acaba?

Rabbim tekrarını nasip eder inşallah.

Bayramın güzelliğini ecdadımın güzel hatıraları ile süslemek istedim.

İki ayrı sultandan iki ayrı hikaye…

2. Murathan bir zaferden sonra ölüler arasında dolaşıyordu, ölülerin içinde düşman askerlerinden birisinin kellesinin hiç zedelenmeden kesildiğini görüp merak etti. Ve yanında bulunan vezirlerine emrederek:

“Bu kelleyi tek vuruşla kim kesti ise onu bulun bana getirin,” dedi.

Paşalar hemen asker içine dağıldılar ve bu yiğit askeri aramaya başladılar. Sora sora nihayet o asker bulundu ve sultanın huzuruna getirildi.

Sultan, o askere: “Evladım bu başı böyle sen mi kestin?” diye sordu. Meselenin ne olduğunu iyi anlamayan asker biraz durakladıktan sonra:

”Ben kestim sultanım,” dedi. Sultan Murathan askerden memnun olmuştu. Belinden kılıcını çekerek askere verdi ve orada bulunan ölüme mahkum esirlerden birisini göstererek: “Şunun başını da öyle bir vurmayla kesebilir misin?” diye sordu. Asker soğukkanlılıkla kesebileceğini söyledi. Sultan Murathan, ‘‘haydi görelim bakalım nasıl kestin” diyerek bir vuruşta kesilmesi için emir verdi.

Elinde kılıç olduğu halde bekleyen genç yiğit bütün gücüyle vurduysa da kelle kopmadı, yani asker harpte kestiği gibi adamı ensesinden kesememişti. Oradakiler şaşkınlık içinde

iken Sultan Murathan askere, niçin kesemediğini sorduğunda, aldığı cevap çok anlamlıydı. Asker, Sultan Murathan’a ;

“Hünkarım, harp meydanında Allah için kılıç vurdum ve bir vuruşta kestim. Fakat şimdi ise senin rızan için kılıç çekiyorum ve onun için de bir vuruşta kesemedim. Allah rızası için yapılan bir işle, padişah istediği için yapılan bir iş aynı olmasa gerektir” dedi.

Büyük kumandan Sultan Murathan:

”Ben anlamıştım zaten ondan olduğunu, seni tebrik ederim evladım,” dedi ve bir kese altın hediye etti.

Osman Gazi’nin her geçen gün bölgesinde güçlenmesi, bölgedeki bulunan tekfurları rahatsız etmeye başladı. Tekfurlar Osman Gazi’yi bir an evvel öldürmek istediler ancak bu işi Bilecik tekfuru olmadan başaramayacaklarına inanıyorlardı. Hemen meseleyi Bilecik tekfuruna açtılar. Bilecik tekfuru bu teklifi kabul ederek Osman Gazi’yi oğlunun Yarhisar tekfurunun kızıyla olacak düğününe davet etti. Maksadı düğün vesilesiyle Osman Gazi’yi tutup öldürmekti.

Nitekim fikrini Harmankaya tekfuru Kösemihal’e açtı. Kösemihal, Osman Gazi’yi seven bir dostu idi. Düğüne davet için Osman Gazi’ye gittiğinde vaziyetten onu haberdar etti. Osman Gazi her yaz yaylaya çıkarken fazla eşyalarını Bilecik tekfuruna emanet eder dönüşte ona ise yüklü hediyeler getirirdi. Bu davetten sonra Bilecik tekfuruna Kösemihal ile haber göndererek:

”Her yıl zahmetimizi çekmişlerdir, bu yıl dahi çeksinler. Anamın ve benim eşyalarımızı yine kaleye gönderelim. Yakında yaylaya gideceğiz, her zaman ki gibi eşyamız onların emanetinde olsun; ta ki biz de düşmandan emin olup düğün hizmetinde olalım. Hem kaynanam ve hatunum tekfurun anasıyla buluşmak ve tanışmak ister. Eğer müsaade buyururlar ise onları da düğüne götürelim” diye haber gönderdi.

Tekfur bu haberi alınca “Türk’ün avradı ve oğlanı, malı ve rızkıyla elime geçiyor.” diye çok sevindi. Tekfur Kösemihal’i gönderip düğün gününü ve Osman Gazi’nin göçü ile gelebileceğini söyledi. Osman Gazi “Bizim halkımız açıklık yere alışmıştır. Bilecik dar yerdir. Düğünü genişçe bir yerde yapsınlar.” diye tekrar haber yolladı. Tekfur bunu kabul edip düğün için Çakırpınarı denilen yeri seçti. Osman Gazi adamlarını keçelere sarıp öküzlere yükleyip emanet yük diye Bilecik’e gönderdi. Öküzleri kadınlar çekiyordu çünkü tekfur Türklerden emin olmadığı için erkeklerin kaleye girmesine müsaade etmiyordu.

Emanet yükler akşam karanlığında Bilecik Kalesi’ne alındı. Hisarda muhafız azdı. Çoğunluk düğüne gitmişti. Gece olunca arabalarla gelen gaziler kaleyi teslim aldılar. Osman Gazi ise bir kısım dilaverini gündüzden kadın kıyafetine koyup tekfura:

“Lütuf ve kerem edip biraderim tekfur, kadınları iyice bir yere kondursun ki oradaki tekfurları görüp utanmayalar.” dedi.

Tekfur bu isteği de memnuniyetle kabul etti. Osman Gazi bir miktar maiyeti ve Kösemihal ile düğüne geldi. Tekfur tarafından karşılanıp güzelce ağırlandı. Düğünün biraz canlandığı sırada Bilecik kalesinin zaptı haberi ulaştı. Osman Gazi atına atlayıp hemen adamlarıyla düğünden uzaklaştı ve bir müddet ilerleyip mevzi aldı. Tekfur olayı duyunca aklı başından gitti. Tekfur hemen maiyeti ile Osman Gazi’nin peşinden gitti. Daha önce kadın kıyafetine girenler de geriden Tekfurun askerlerini takip etti. Çetin bir savaşın ardından Osman Gazi, tekfuru ve maiyetini yok etti. Bilecik’in fethi Osman Gazi’nin fetihleri arasında ayrı bir planın eseridir.

Yaşayanlarda okuyanlarda huzur buluyor.

Huzurlu günleriniz hiç bitmesin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.