Ahmet TURAN
KABE'DE HACILAR HU DER
‘Kabe’de hacılar hu der’ ilahisi ile Türkiye coşuyor.
Küçük yürekler şimdi hep bir ağızdan
Kabe’de hacılar “Hu!” der Allah, Yer, gök inim inim iniler Allah ilahisini okuyor. Hem de öyle böyle değil, bizimle oynayanların hepsinin yüreğine kor ateşi döküyor.
Okul bahçelerinde “İzin ver de yolunda ölelim Allah, Göster cemalini görelim Allah” diyen büyük yürekler; Hav-hav diyenleri, zart- zurtla kafamızı şişirenleri, batı müziği diyerek kültürümüze zulmedenleri yerle yeksan ediyor
Ne anlam taşıdığı bilinmeyen batının pohpohuyla orasını burasını açarak milyon dolarlık destek ve cesur gazlamasıyla kültürümüze hançer saplayanları sadece ‘Allah’ diyerek çöp ediyor.
Türkiye’nin neredeyse tamamında bu ilahi parçasıyla büyük bir akım başladı.
Sosyal medyada seslendirdiği ilahilerle tanınan Celal Karatüre “Kabede Hacılar”ı yediden yetmişe herkesin diline taşıdı! Kabe’de hacılar “Hu!” der Allah, Yer, gök inim inim iniler Allah, Melekler defterini yeniler Allah, İzin ver de Kabe’ni görelim Allah, İzin ver de yolunda ölelim Allah, Göster cemalini görelim Allah., diyerek alemi yaradan Allah zikrediliyor.
Sadece zikredilmiyor, özünü arayanların kalbine nakşediyor.
Coşuyor, coşturuyor.
Hele hele teneffüs zilinde söylenen;
Kabe’nin yolları çukurdur Allah, Hacıların işleri zikirdir Allah, Mevla’sına her dem şükürdür Allah, İzin ver de Kabe’ni görelim Allah, İzin ver de yolunda ölelim Allah sözleri, o aslan yürekli bedenlerin sergiledikleri özlem dolu figürleri izleyenleri daha ayrı bir cezbediyor
Bu ilahinin sözleri, riyasız, milyon desteksiz, art niyetsiz kültürümüzü dejenere eden misyoner çalışması değil, belki de bize özümüzü hatırlıyor.
Duydunuz mu?
Gençler kötü yola gidiyor diye şikâyet edenler, bugün hep bir ağızdan ‘Allah’ diyenlerden rahatsız oluyorlarmış.
Sevinenlerle, rahatsız olanlar arasındaki farkı siz anlayın.
Ramazan ayının manevi iklimiyle birleşen bu yoğun ilgi de bunu söylüyor sanki. İnsanlar pahalı olanı değil, sahici olanı arıyor. Gösterişli olanı değil, kalbe dokunanı istiyor. Demek ki sade, samimi ve gönülden gelen bir ses; en karmaşık çağda bile yol bulabiliyor.
Onca büyük prodüksiyona, milyar liralık kültür yatırımlarına, Batı merkezli akımlara ve gençliğe sunulan alternatif hayat tarzlarına rağmen; bir insanın elinde mikrofon, dilinde ilahiyle bu denli karşılık bulması sıradan bir durum değil. Bu, gelip geçici bir heves olmanın ötesinde bir şeye işaret ediyor.
Belki de biz, özümüzü hatırlıyoruz.
Bu yöneliş yukarıdan dayatılan bir trend değil. Aşağıdan, halkın içinden, sokaktan yükselen bir ses.
“Kabe de hacılar hu der Allah” ilahisi, özümüze hançer saplayanları öyle salladı ki; şimdi devamıyla geleceğini düşündükleri artçı şokların şiddetinden ödleri patlıyor.
Bu ilahi sadece kulağa hoş gelmiyor, sanki geleceğimizi de inşa ediyor.
Kabe’nin örtüsü yeşil Allah, Gün doğmadan orası ışır Allah, Hepimizi Kabe’ne uçur Allah, İzin ver de Kabe’ni görelim Allah, İzin ver de yolunda ölelim Allah, Göster cemalini görelim Allah.
Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.