Mustafa ÖZLÜK
Sevgisizlik Ve Vicdansızlık Engel
“Gerçek kör; gözü görmeyen değil, vicdanı olmayandır.” Engeli bir farklılık olarak görmek gerekir. Onlara acıyarak bakmak doğru değildir. Onlar toplumun özgür bireyleridir . Durumu ne olursa olsun: Kişi kendinden farklı görmemelidir kimseyi.
Bu söz, engellilik meselesinin özünü çarpıcı biçimde ortaya koyar. Asıl eksiklik bedende değil, toplumsal bilinçte ve vicdandadır. Türkiye’de ve dünyada engelli bireylerin karşılaştığı sorunlar yalnızca fiziksel değil; aynı zamanda sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutlar taşır. Bu nedenle çözüm de çok yönlü olmalı, insan onurunu esas alan bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Öncelikle şunu net biçimde ifade etmek gerekir: Engellilik bir “acıma” konusu değil, bir hak ve eşitlik meselesidir. Günümüzde hâlâ birçok engelli birey eğitim, istihdam, ulaşım ve sosyal hayata katılım gibi temel alanlarda ciddi engellerle karşılaşmaktadır. Kaldırımların uygun olmaması, toplu taşımanın erişilebilir olmaması, kamu binalarında gerekli düzenlemelerin eksikliği gibi fiziksel sorunlar; aslında zihinsel engellerin bir yansımasıdır. Bir toplumun gelişmişliği, en zayıf görülen bireylerine sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.
Devlete düşen görevler bu noktada hayati önem taşır. Öncelikle erişilebilirlik bir lütuf değil, zorunluluk olarak ele alınmalıdır. Şehir planlaması yapılırken herkesin eşit kullanım hakkı gözetilmeli; kaldırımlar, yollar, parklar, kamu binaları ve ulaşım araçları engelli bireyler için uygun hale getirilmelidir. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, özel eğitim kurumları ve kaynaştırma uygulamaları güçlendirilmelidir. Ayrıca engelli bireylerin istihdama katılımını artıracak teşvikler geliştirilmeli, iş yerlerinde ayrımcılığın önüne geçilmelidir. Sosyal destekler ise yalnızca maddi yardım olarak değil, bireyin bağımsız yaşamını destekleyecek şekilde planlanmalıdır. Kısacası devlet, engelli bireyi “yardıma muhtaç” değil, toplumun eşit bir parçası olarak görmelidir.
Bireylere düşen görevler ise en az devlet kadar önemlidir. Toplumda en büyük sorunlardan biri önyargıdır. Engelli bireylere acıyarak bakmak, onları yok saymak ya da küçümsemek; en büyük engellerden biridir. Oysa yapılması gereken, empati kurmak ve saygı göstermektir. Bir engelli bireye yardım ederken dahi onun izni ve isteği dikkate alınmalıdır. Günlük hayatta küçük görülen davranışlar —örneğin bir rampayı işgal etmemek, engelli park yerlerini kullanmamak, yönlendirme levhalarına dikkat etmek— aslında büyük farklar yaratır. Toplumun her bireyi, bilinçli ve duyarlı davranarak yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir.
Eğitim kurumlarına düşen görevler ise geleceği şekillendirme açısından kritik bir yere sahiptir. Okullarda küçük yaşlardan itibaren empati, farklılıklara saygı ve birlikte yaşama kültürü öğretilmelidir. Engelli bireylerin toplumun doğal bir parçası olduğu bilinci kazandırılmalıdır. Ayrıca öğretmenlerin bu konuda donanımlı olması, özel eğitim yöntemlerini bilmesi ve uygulayabilmesi gerekir. Eğitim yalnızca akademik bilgi vermek değil, aynı zamanda insan yetiştirmektir. Vicdanlı, anlayışlı ve bilinçli bireyler yetiştirilmeden bu sorunların kalıcı çözümü mümkün değildir.
Dünya genelinde de durum farklı değildir. Gelişmiş ülkelerde fiziksel düzenlemeler daha ileri seviyede olsa da sosyal kabullenme hâlâ bir mücadele alanıdır. Ancak son yıllarda engelli haklarına yönelik uluslararası sözleşmeler ve farkındalık çalışmaları önemli ilerlemeler sağlamıştır. Buna rağmen uygulamada eksiklikler devam etmektedir. Bu da bize şunu gösterir: Sorun yalnızca yasa yapmak değil, o yasaları içselleştirmek ve hayata geçirmektir.
Fiziksel engel olarak, engellilik bir eksiklik değil, insan çeşitliliğinin bir parçasıdır. Asıl engel; sevgisizlik, anlayışsızlık ve duyarsızlıktır. Eğer bir toplumda kaldırımlar düzgün, okullar kapsayıcı, iş yerleri adil ve insanlar vicdanlıysa; o toplumda engellilik sorun olmaktan çıkar. Bu nedenle hepimize düşen görev nettir: Görmek için göz değil, vicdan gerekir. Engelleri kaldırmak ise ancak birlikte mümkün olur. Fiziksel eksiklik önemli değil vicdan eksikliği derin bir yaradır topluma.
Vicdan körlüğü bulaşıcıdır. Önemseyip ortadan kaldırmak gerekir. Değilse zaman içinde geniş bir körlük yaygınlaşır.Önemseyip, önlemek için toplumsal bilinci oluşturulması gerekir .
Engelliler ve Anneler Günü bir güne, haftaya sığdırılmaz. Anne olan annelerin gününü kutluyorum. Dünyadan göçüp gidenlere rahmet diliyorum. Engellilerin@ farkına vararak onlarla birlikte omuz omuza yaşamak gerekir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.