İbrahim GÜNAY
15 Temmuz tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir
15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca karşılaştığı en sinsi, en kanlı ve en organize ihanet girişimine sahne oldu. TSK içerisine sızmış hain bir cuntanın, milletin silahını yine bu aziz millete doğrulttuğu o karanlık gece, Türk milletinin benzersiz fedakârlığı ve iktidarın tavizsiz dik duruşu sayesinde parlak bir demokrasi zaferine dönüştü…
**
Bugün geriye dönüp baktığımızda, o gece yazılan destanın bize iki büyük gerçeği aynı anda hatırlattığı sabittir: Asil bir milletin çelikten iradesi ve devlet içine çöreklenen illegal yapıların yarattığı hayati tehlikedir…
**
15 Temmuz, sadece askeri bir darbe girişimi değil, 40 yıl boyunca devletin kılcal damarlarına sızan sinsi bir urun patlama anıydı. İnanç, sadakat ve hizmet maskesi altında gizlenen illegal odakların, devletin liyakat sistemini nasıl çökerttiğini ve günü geldiğinde kendi vatanına nasıl silah çekebileceğini acı bir tecrübeyle gördük.
**
Devlet içinde alternatif bir hiyerarşi kuran, gücünü milletten değil karanlık odaklardan alan her türlü oluşum, beka seviyesinde bir güvenlik tehdididir…
**
Cumhurbaşkanı Erdoğan güçlü bir irade göstermiştir
Bir ülkenin en zor anında liderliğin göstereceği refleks, tarihin akışını değiştirir. O gece, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve siyasi iradenin tanklara, uçaklara ve suikast timlerine meydan okuyan tavizsiz duruşu, kırılma noktası olmuştur…
**
Milleti meydanlara, havaalanlarına ve köprülere davet eden o kararlı ses, sadece bir çağrı değil, darbecilerin psikolojik üstünlüğünü yerle bir eden bir irade beyanıydı. İktidarın meşruiyetine ve halkın oylarına sonuna kadar sahip çıkarak saklanmayı reddetmesi, Türk demokrasisinin en büyük güvencesinin yine sivil irade olduğunu açıkça göstermiştir…
**
15 Temmuz gecesinin nihai galibi Türk milletidir
Ancak o gecenin nihai galibi, hiç şüphesiz çıplak elleriyle tankları durduran Türk milletidir. Dünyanın hiçbir yerinde, savaş uçaklarının bombardımanına karşı göğsünü siper eden, hain kurşunların üzerine yürüyen bir başka halk yoktur.
**
Ömer Halisdemir’in ilk kurşunundaki adanmışlık, Boğaziçi Köprüsü’nde (şimdi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) tankların önüne yatan gençlerin cesareti ve canını hiçe sayan 251 şehidimizin fedakarlığı, bu toprakların sahipsiz olmadığının mührüdür. Siyasi görüşü, kökeni veya hayat tarzı ne olursa olsun, o gece sokağa çıkan her bir vatandaşımız, vatan savunmasının asgari değil, azami müşterek olduğunu kanıtlamıştır…
**
15 Temmuz ruhunu diri tutmak zorundayız
15 Temmuz’un üzerinden geçen yıllar, bu büyük direnişin anlamını eksiltmediği gibi, devlet içindeki gizli yapılanmalara karşı uyanık olma zorunluluğumuzu daha da artırmaktadır. Türk milleti o gece canı pahasına devleti sokaktan toplamış, iktidar ise bu iradeye sahip çıkarak ülkeyi uçurumun kenarından almıştır…
**
Bizlere düşen görev, şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatırken, devlet mekanizmasını bu tür sinsi oluşumlardan tamamen arındırılmış, şeffaf ve güçlü bir yapıda tutmaya devam etmektir. Çünkü 15 Temmuz bize göstermiştir ki; bu millet bağımsızlığına zincir vurmaya çalışan her odağı, ne pahasına olursa olsun tarihin karanlığına gömecek güçtedir. Allah bu millete bir daha başka 15 Temmuzlar yaşatmasın. Bu vesileyle 15 Temmuz gecesi şehit olan tüm vatandaşlarımızı rahmetle ve minnetle anıyor, gazilerimizi de şükranla anıyorum…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.