İbrahim GÜNAY

İbrahim GÜNAY

Mizahın Sınırı, Değerlerin Dokunulmazlığı

Toplumları bir arada tutan, onları sadece bir insan yığını olmaktan çıkarıp "millet" yapan harç, ortak değerleridir. Bu değerler; yüzyılların birikimiyle süzülen inançlar, uğruna can verilen semboller ve ortak hafızanın kurucu figürleridir. Son günlerde komedyen Deniz Göktaş’ın gösterilerindeki bazı ifadeler üzerinden fitili ateşlenen tartışma, tam da bu hassas çizgiyi yeniden gündeme taşıdı. Mesele sadece bir "hadise" değil; özgürlüğün hudutları ile toplumsal saygının kesişim noktasıdır.

Mizah, doğası gereği muhaliftir, sorgular, eleştirir ve kimi zaman tabulara dokunur. Ancak eleştirmek ile alay etmek, sorgulamak ile aşağılamak arasında kalın ama hayati bir çizgi vardır. Düşünce ve ifade özgürlüğü, hiçbir demokratik toplumda sınırsız bir yıkım baltası olarak kurgulanmamıştır. Hele ki bu özgürlük, bir toplumun "kırmızı çizgileri" olarak kabul ettiği kutsallara hoyratça saldırmanın bir kılıfı haline getirilemez.

Gerçek özgürlük, başkalarının kutsallarına saygı duyulduğu yerde başlar. Birinin güldüğü şey, bir başkasının varoluşsal sancısı veya en derin hürmeti ise, orada mizah bitirici değil, ayrıştırıcı bir rol oynamaya başlar.

Manevi ve Milli Değerler Tartışma Üstüdür

Bizim topraklarımızda Allah, Peygamber, Kur'an-ı Kerim gibi manevi dinamikler; bağımsızlığımızın nişanesi olan Al Bayrak ve küllerinden bir ülke kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi milli sütunlar tartışma üstüdür. Bu değerler, siyasi veya ideolojik kavgaların mezesi yapılamayacak kadar kolektif bir ruhu temsil eder. "Sözde komiklik" ya da "ironi" adı altında bu kavramların hafife alınması, toplumsal vicdanda haklı bir infiale yol açar.

Sanatçı ya da komedyen, toplumun aynasıdır. Fakat bu ayna, toplumun ruhunu parçalamak için değil, onu anlamak ve anlatmak için tutulmalıdır. "Haddini bilmek", bir baskı mekanizması değil, bir arada yaşama kültürünün en temel nezaket kuralıdır. Kimsenin kimseye zorla bir fikri dayatma hakkı olmadığı gibi, kimsenin de milyonların kalbindeki mukaddesata dil uzatarak bunu bir "sahne şovuna" dönüştürme lüksü yoktur.

Mizahın gücü, zekâsında ve yapıcı ironisinde saklıdır; kutsalları hırpalayarak kolay yoldan alkış toplama ucuzluğunda değil. Toplumsal huzurun yolu, herkesin birbirinin kırmızı çizgilerine, inançlarına ve sembollerine asgari düzeyde de olsa saygı göstermesinden geçer. İfade özgürlüğünü savunurken, toplumu bir arada tutan o görünmez ama güçlü bağları koparmamaya dikkat etmek, bu ülkede yaşayan her bireyin, en çok da mikrofonu eline alanların asli sorumluluğudur.

Küçükbakırcı Ailesinin Acısını Paylaşıyoruz

Konya’nın önemli sanayicilerinden, Türkiye Bisiklet Federasyonu eski Başkanı ve Küçükbakırcı Metal’in sahibi Erol Küçükbakırcı’nın ağabeyi ve Konyaspor Futbol Şube Sorumlularından Yusuf Küçükbakırcı’nın amcası Faik Küçükbakırcı’nın vefatı, ailesi ve sevenlerinin yanı sıra Konyaspor camiasında da üzüntüye neden oldu. Merhum Faik Küçükbakırcı’ya Allah'tan rahmet, başta Küçükbakırcı ailesi olmak üzere tüm yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı dilerim. Mekânı Cennet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.