İbrahim GÜNAY

İbrahim GÜNAY

Samimiyetin ve Sorumluluğun Adı: Bilal Erdoğan

Konya bazen bir şehir olmaktan çıkar, bir duruşun, bir medeniyet hafızasının ve ortak vicdanın adresine dönüşür. Geçtiğimiz günlerde bunun güçlü örneklerinden birine daha şahit olduk.

İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından 2026 İİT Gençlik Başkenti ilan edilen Konya, Filistin Haftası kapsamında düzenlenen programlarla yalnızca Filistin meselesini konuşmadı; gençliğin, dayanışmanın, kardeşliğin ve insanlık vicdanının nasıl ortak bir zeminde buluşabileceğini de ortaya koydu.

Sözün ötesinde bir hizmet anlayışı

Bu programların dikkat çeken isimlerinden biri ise İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan oldu. Erdoğan'ın Konya'daki temasları, yalnızca bir etkinliğe katılımdan ibaret değildi.

Bilal Erdoğan'ın çalışmalarına bakıldığında gençlik, eğitim, medeniyet değerleri ve sosyal sorumluluk ekseninin belirgin olduğu görülüyor. Nitekim daha önce Konya'da gençlerle gerçekleştirdiği buluşmada gençlere yatırımın geleceğe yatırım olduğunu vurgulamış, gençlerin yalnızca dinlenmesi değil; desteklenmesi, yüreklendirilmesi ve geleceğin inşasında sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etmişti.

Bu yaklaşım, Konya'daki Filistin programlarında da kendisini gösterdi

Çünkü Filistin meselesini yalnızca diplomatik salonların konusu olarak görmek, meselenin insani ve vicdani boyutunu eksik bırakır. Filistin'i gençlere anlatmak, gençlerin bu konuda düşünmesini ve söz söylemesini sağlamak, dayanışmayı kültürden spora kadar farklı alanlara taşımak da uzun soluklu bir sorumluluk alanıdır.

30 Eylül'de Selçuklu Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Filistin Gençlik Forumu tam da bu anlayışın bir yansımasıydı. Programa gençlerin yanı sıra farklı ülkelerden temsilciler, büyükelçiler, bürokratlar ve sivil toplum temsilcileri katıldı. Gençlik, spor ve Filistin meselesinin aynı zeminde buluşması, Konya'nın taşıdığı tarihî ve kültürel misyon açısından ayrıca anlamlıydı.

Filistin için "sahipsiz değilsiniz" mesajı

Bilal Erdoğan'ın Konya'daki temaslarının en dikkat çekici duraklarından biri de Konyaspor ile Filistin Millî Futbol Takımı arasında oynanan dostluk maçı oldu. Tribünlerin Türk ve Filistin bayraklarıyla dolduğu karşılaşma, sporun sadece bir müsabaka olmadığını; milletler arasında gönül köprüleri kurabilen güçlü bir diplomasi dili olduğunu bir kez daha gösterdi.

Erdoğan'ın maç öncesinde verdiği mesaj ise bu atmosferin özeti gibiydi: Filistinli kardeşlere "sahipsiz değilsiniz" denildi. Aslında burada önemli olan yalnızca söylenen söz değil, sözün hangi zeminde söylendiğidir. Bir tarafta gençler, diğer tarafta sporcular, tribünlerde binlerce insan ve sahada Filistin Millî Takımı...Bu tablo, Filistin meselesinin toplumun farklı kesimlerini ortak bir vicdanda buluşturabildiğini gösterdi.

Konya'nın ruhuna yakışan bir buluşma

Konya'nın Filistin konusunda ortaya koyduğu tavır, şehrin tarihî hafızasıyla da örtüşüyor. Konya, yüzyıllardır farklı coğrafyalardan insanları buluşturan bir şehir. Dolayısıyla Filistin'den gelen sporcuları, gençleri ve misafirleri ağırlaması; onların acılarını ve umutlarını paylaşması, şehrin kültürel kodlarıyla uyumlu bir görüntü oluşturdu.

Filistin Gençlik Forumu'nda da yalnızca bugünün sorunları değil, gençliğin gelecekte üstlenebileceği rol konuşuldu. "Direnişin Ötesinde: Mirasa Sahip Çıkmak, Gençliği Güçlendirmek ve Filistin'in Geleceğini İnşa Etmek" başlıklı oturum ile Filistin için birlik ve dayanışmayı ele alan panel, meselenin genç kuşaklara aktarılması bakımından dikkat çekiciydi.

Bu noktada Bilal Erdoğan'ın gençlik çalışmalarındaki yaklaşımı ile Filistin konusundaki yaklaşımının kesiştiği bir alan ortaya çıkıyor: geleceğe dair sorumluluk.

Samimiyet, devamlılık ister

Samimiyet yalnızca güzel konuşmakla ölçülmez. Asıl samimiyet, gündem değiştiğinde de aynı meseleyi sahiplenebilmek; alkışın olmadığı yerde de çalışmaya devam edebilmek; gençlerle, eğitimcilerle, sivil toplumla ve toplumun farklı kesimleriyle temas kurabilmektir.

Bilal Erdoğan'ın Konya'daki programlarına bu açıdan bakıldığında, Filistin meselesinin tek bir etkinlik başlığına indirgenmediği görülüyor. Gençlik forumundan spor karşılaşmasına, eğitim temaslarından gençlerle doğrudan buluşmalara uzanan geniş bir iletişim zemini bulunuyor.

Nitekim Konya'daki programının ardından eğitim alanındaki temasları da devam etti. Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde öğretmenler ve öğrencilerle bir araya gelerek eğitim süreçleri, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimleri ve gelecek hedefleri üzerine değerlendirmelerde bulundu; ardından eğitim alanındaki kurumlar arası iş birliğinin ele alındığı toplantıya katıldı.

İşte hizmet anlayışını anlamlı kılan da burada yatıyor. Sadece konuşmak değil, dinlemek. Sadece kürsüde görünmek değil, sahaya inmek. Sadece bugünü değil, yarını düşünmek.

Filistin bir vicdan meselesidir

Bugün Filistin denildiğinde dünyanın farklı yerlerinde farklı siyasi değerlendirmeler yapılabilir. Ancak çocukların, sivillerin, yıkılan şehirlerin ve yerinden edilen insanların yaşadığı acı, siyasetin ötesinde insani bir meseledir.

Bilal Erdoğan da Konya'daki konuşmasında Filistinlilerin Gazze ve Batı Şeria'dan çıkarılmasına yönelik önerileri kabul etmediklerini ifade etti. Ayrıca Filistin özgür olana ve Kudüs'te özgürce ibadet edilebilene kadar duyarlılığın sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Bu sözlerin Konya gibi tarihî ve manevi ağırlığı yüksek bir şehirde, gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen bir programda söylenmesi ayrıca anlamlıydı. Çünkü mesele yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir.

Konya'daki Filistin Haftası etkinlikleri geride kaldı; fakat ortaya çıkan mesajın kalıcı olması gerekiyor. Gençler yalnızca geleceğin yöneticileri değil, bugünün de aktörleri. Sivil toplum yalnızca kriz zamanlarında değil, uzun soluklu meselelerde de sorumluluk taşıyor. Spor yalnızca skor tabelasından ibaret değil; kardeşlik ve dayanışmanın dili de olabiliyor.

Hizmet, yalnızca makamdan değil; sahada insanla temas etmekten, dinlemekten, anlatmaktan ve sorumluluk almaktan geçiyor. Bilal Erdoğan'ın Konya'daki program ve temaslarına bu pencereden baktığımızda, karşımıza Filistin başlığının ötesine uzanan bir anlayış çıkıyor: Gençlere dokunmak, eğitime katkı sunmak, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve insanlığın ortak vicdanını diri tutmak.

Konya'nın kadim ruhuyla birleştiğinde ise ortaya güzel bir tablo çıkıyor. Çünkü bazı şehirlerde program yapılır. Bazı şehirlerde ise program, bir mesaja dönüşür. Konya'da bu kez verilen mesaj açıktı: Filistin unutulmayacak; gençlik bu vicdanı taşıyacak; dayanışma ise sözden eyleme dönüşerek devam edecek.

Bir Cümle, Bir Milletin Hafızası

Bazı sözler vardır; söylendiği anda yalnızca bir cümle olmaktan çıkar, tarihin hafızasına dönüşür. Bazı sözler ise vardır ki üzerinden yıllar geçse de anlamını yitirmez, aksine yaşanan acılar karşısında daha da derinleşir.

Filistin Günü etkinlikleri kapsamında Filistin Milli Takımı ile TÜMOSAN Konyaspor arasında oynanan karşılaşma öncesinde, TRT Spor Spikeri Yasin Dallı’nın canlı yayında dile getirdiği bir söz, işte böyle anlamlı bir hatırlatmaya vesile oldu:

“Bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.”

Bu söz, Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı, Boşnak halkının bilge lideri Aliya İzetbegoviç’in adıyla özdeşleşmiş, mücadelenin, sabrın, direnişin ve yeniden doğuşun sembolü hâline gelmiştir.

Bugün Filistin’de yaşananlara baktığımızda bu sözün anlamı daha da büyüyor.

Topraklarından edilmeye çalışılan, evleri yıkılan, sevdiklerini kaybeden, ağır acılara rağmen varlığını ve kimliğini korumaya çalışan bir halk var. Filistin’in acısı, dünyanın vicdanına her gün yeniden sesleniyor. Tıpkı Bosna’da olduğu gibi, zulmün insanları susturabileceğini düşünenler, aslında bir milletin hafızasını, inancını ve geleceğe dair umudunu yok edemeyeceklerini zamanla göreceklerdir.

Çünkü bazı milletler toprağa gömülse de yok olmaz. Tohum olurlar. Ve tohum, toprağın altında kaybolmak için değil, yeniden filizlenmek için bekler.

Bosna’dan Filistin’e uzanan bir söz

Aliya İzetbegoviç, hayatı boyunca yalnızca siyasi bir lider olarak değil, ahlaki ve fikrî bir şahsiyet olarak da iz bıraktı. Onun sözleri, Bosna’nın savaş yıllarında yaşadığı büyük acıların içinden doğan bir direniş ruhunu temsil etti.

Bosna Hersek’in yaşadığı savaş, Boşnakların hafızasında hâlâ canlıdır. Srebrenitsa’da yaşanan soykırım, dünyanın gözleri önünde işlenen büyük bir insanlık trajedisidir. Buna rağmen Boşnaklar kimliklerini, inançlarını ve geleceklerini korumayı başardılar.

Bugün Filistin söz konusu olduğunda Bosna halkının yaşadığı acıları hatırlamamak mümkün değildir.

İki coğrafyanın tarihi, şartları ve siyasi süreçleri elbette birbirinin aynısı değildir. Ancak masum insanların savaşın ve zulmün bedelini ödemesi, evlerinden edilmesi, çocukların acı çekmesi ve dünyanın vicdanına duyulan ihtiyaç bakımından ortak bir insanlık hafızası vardır.

İşte bu nedenle Aliya’nın sözü Filistin için de anlamlı bir yankı bulmaktadır.

Bir spikerin cümlesinden daha fazlası

Yasin Dallı’nın canlı yayında bu sözü dile getirmesi, yalnızca bir spor müsabakası öncesinde söylenmiş birkaç kelimeden ibaret değildir.

Sporun birleştirici gücü, bazen sahadaki mücadeleden çok daha büyük anlamlar taşıyabilir.

Filistin Milli Takımı ile TÜMOSAN Konyaspor’un karşılaşması da bu anlamda sıradan bir futbol müsabakasının ötesine geçmiştir. Tribünlerde, sahada ve ekran başında milyonlarca insanın dikkatini Filistin’e yönelten bu karşılaşma, dayanışmanın ve kardeşliğin sembollerinden biri olmuştur.

Tam da böyle bir atmosferde Aliya İzzetbegoviç’in sözünün canlı yayında milyonlara ulaşması, bizler açısından ayrıca kıymetlidir. Çünkü sözün doğru zamanda, doğru yerde söylenmesi de bir sorumluluktur.

Bugün bir televizyon ekranından duyulan tek bir cümle, yarın bir çocuğun hafızasında umut, bir gencin yüreğinde adalet duygusu, bir toplumun vicdanında ise ortak bir hatıra olarak yaşayabilir.

AKSED olarak TRT’ye teşekkür ediyoruz

Aliya İzzetbegoviç Kültür, Sanat ve Eğitim Derneği (AKSED) olarak, bu anlamlı sözün canlı yayında hatırlatılmasını ve kamuoyuyla paylaşılmasını son derece değerli buluyoruz.

Bu vesileyle öncelikle TRT Spor’a, Filistin Günü etkinliklerinin anlam ve ruhuna katkı sunan yayın anlayışı dolayısıyla teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu sözü canlı yayında dile getiren TRT Spor Spikeri Yasin Dallı’ya da özellikle teşekkür ediyoruz.

Bazen bir cümle, geçmiş ile bugün arasında köprü kurar. Bazen bir cümle, unutulmak istenen acıları hatırlatır. Bazen de bir cümle, zulüm karşısında umudun hâlâ diri olduğunu gösterir.

Yasin Dallı’nın ekranlardan milyonlara ulaştırdığı Aliya’nın bu anlamlı sözü de bizce böyle bir cümledir.

Çünkü tohumlar yeniden filizlenir

Aliya İzzetbegoviç’in mirasının en önemli taraflarından biri, umutsuzluğun karşısında insanın onurunu ve iradesini koruyabilmesidir. Bugün Filistin’de yaşananlar karşısında da insanlığın ihtiyacı olan şeylerden biri budur: Umudu kaybetmemek.

Adaletin bir gün mutlaka tecelli edeceğine inanmak
İnsan onurunun hiçbir bombadan, hiçbir duvardan, hiçbir işgalden daha zayıf olmadığını bilmek. Ve en önemlisi, toprağa gömülenlerin aslında yok olmadığını anlamak… Çünkü tohumlar toprağın altında sessizce büyür. Günü geldiğinde filiz verir, kök salar ve yeniden ayağa kalkar. Bosna’nın acılarından yükselen bu sözün bugün Filistin için yankılanması da bize aynı gerçeği hatırlatıyor:

Bir milleti susturabilirsiniz; fakat onun hafızasını susturamazsınız. Bir toprağı işgal edebilirsiniz; fakat bir halkın umudunu işgal edemezsiniz. Bir tohumu toprağa gömebilirsiniz; fakat onun yeniden filizlenmesini engelleyemezsiniz.

Karabacak’a Önemli Görev

Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KONESOB) Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Karabacak, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun (TESK) 22. Olağan Genel Kurulu'nda TESK Yönetim Kurulu Üyeliğine ardından da TESK Genel Başkan Vekilliğine getirildi.

Esnaf ve sanatkârlarımızın sesi, Konya’mızın gururu Sayın Muharrem Karabacak’ın yeni görevinde de önemli çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyor; kendisine başarılar diliyoruz. Görevinin Konya’mıza, ülkemiz esnaf ve sanatkâr camiasına hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyoruz. Tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.