Mustafa ÖZLÜK

Mustafa ÖZLÜK

Emperyalist Güçler Nöbette

Emperyaliz güçler daima nöbette olur. En zayıf anınında tepene iner. Onun için birlik çok önemlidir. Uyanık olmak çok önemlidir. Bir milletin hafızası, yalnızca zaferlerle değil, acılarla da şekillenir. Ancak önemli olan, bu acılardan nasıl ders çıkarıldığıdır. Tarih, aynı zamanda geleceğe tutulmuş bir aynadır. Geçmişte yaşanan olaylar doğru okunmadığında, toplumlar aynı hataları tekrar etme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Türkiye'nin yakın tarihinde yaşanan birçok acı olay da yalnızca kendi dönemlerini değil, sonraki yılları da derinden etkilemiştir.

1993 yılı, bu açıdan Türkiye'nin hafızasında en sancılı dönemlerden biri olarak yer almaktadır. Aynı yıl içerisinde peş peşe yaşanan olaylar, toplumun farklı kesimlerinde derin yaralar açmıştır. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta bulunan Madımak Oteli'nde meydana gelen yangında ,aydını ve sanatçısı 35 kişi yaşamını yitirmiştir. Bundan sadece üç gün sonra, 5 Temmuz'da Erzincan'ın Başbağlar köyünde gerçekleştirilen katliamda 33 kişi Cami'de hayatını kaybetmiştir. Aynı yıl Bingöl-Elazığ karayolunda silahsız olarak görev yerine sevk edilen 33 asker pusuya düşürülerek öldürülmüştür. Bunların yanında gazeteciler, akademisyenler, güvenlik görevlileri ve birçok sivil vatandaş da çeşitli saldırılarda yaşamını yitirmiştir.

Bu olayların her birinin koşulları, sorumluları ve hukuki süreçleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ancak toplumsal sonuçları bakımından ortak bir noktaya işaret ettikleri söylenebilir: Şiddet, toplumdaki güven duygusunu zedelemiş, korkuyu artırmış ve kutuplaşmayı derinleştirmiştir.

Sosyoloji bize gösteriyor ki terör ve kitlesel şiddet yalnızca can kaybına neden olmayı hedeflemez. Asıl amaç, insanların birbirine olan güvenini sarsmak, ortak yaşam kültürünü zayıflatmak ve toplumsal ayrışmayı körüklemektir. İnsanlar birbirlerini kimlikleri üzerinden değerlendirmeye başladığında, önyargılar güçlenir; empati yerini kuşkuya bırakır. Böyle dönemlerde toplumsal dayanışma zayıflarken, şiddetin oluşturduğu psikolojik etki uzun yıllar devam edebilir.

Bir başka önemli boyut ise ekonomidir. Güven ortamının bozulduğu ülkelerde yatırımcılar çekimser davranır, üretim ve ticaret olumsuz etkilenir, turizm zarar görür ve kamu kaynaklarının önemli bir bölümü güvenlik harcamalarına ayrılır. Eğitim, bilim, teknoloji ve kalkınmaya ayrılabilecek kaynakların önemli kısmı güvenlik ihtiyaçlarına yönelmek zorunda kalabilir. Bunun sonucu olarak yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin refahı da etkilenir.

Toplum psikolojisi açısından bakıldığında ise en büyük tehlikelerden biri acıları yarıştırmaktır. Madımak'ta hayatını kaybeden insanların acısı da Başbağlar'da yaşamını yitiren sivillerin acısı da Bingöl'de şehit edilen askerlerin acısı da aynı milletin ortak vicdanında yer bulmalıdır. Bir acıyı diğerinden üstün görmek ya da bir kısmını görmezden gelmek toplumsal barışa katkı sağlamaz. Adalet ve vicdan, bütün mağdurlara eşit mesafede durmayı gerektirir. Yakın tarih incelendiğinde, şiddetin farklı dönemlerde farklı toplumsal kesimleri hedef aldığı görülmektedir. Bu durum, terörün belirli bir kimliği değil, doğrudan doğruya toplumun huzurunu hedef aldığını göstermektedir. Terör örgütleri veya şiddeti araç olarak kullanan yapılar, insanların birbirine düşmesini, devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin zayıflamasını ve demokratik düzenin yara almasını amaçlar. Bu nedenle teröre verilecek en güçlü cevap, hukukun üstünlüğünü korumak, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve provokasyonlara karşı sağduyulu davranmaktır.

Türkiye, tarih boyunca pek çok dış baskıyla ve bölgesel krizle karşı karşıya kalmıştır. Uluslararası ilişkilerde her devlet kendi çıkarlarını korumaya çalışır; büyük güçler de zaman zaman kendi stratejik hedefleri doğrultusunda farklı bölgelerde nüfuz mücadelesi yürütür. Ancak bu durum, yaşanan her iç olayın tek bir dış merkezin ürünü olduğu sonucunu otomatik olarak doğurmaz. Tarihsel olayları değerlendirirken kanıta dayalı yaklaşım benimsemek, varsayımlarla hareket etmemek ve bilimsel yöntemden uzaklaşmamak büyük önem taşır. Sağlıklı bir toplumsal hafıza ancak bu şekilde inşa edilebilir.

Bir ülkenin en büyük gücü yalnızca askerî kapasitesi veya ekonomik büyüklüğü değildir. Aynı zamanda vatandaşlarının birbirine duyduğu güven, hukuka olan inancı ve ortak gelecek idealidir. Eğitim sistemi, medya, sivil toplum kuruluşları ve aile kurumu bu ortak bilincin oluşmasında belirleyici rol oynar. Genç kuşaklara farklılıklarla birlikte yaşama kültürü, eleştirel düşünme becerisi ve demokratik değerler kazandırıldığında, provokasyonların etkisi de azalacaktır.

Bugün geçmişe dönüp baktığımızda yapılması gereken, acıları siyasi tartışmaların malzemesi hâline getirmek değil; her kaybı ortak vicdanın bir parçası olarak görmek ve benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için gerekli dersleri çıkarmaktır. Hukukun eksiksiz işlemesi, olayların şeffaf biçimde araştırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesi, toplumsal barışın vazgeçilmez şartlarıdır.

Türkiye, bin yıllık ortak geçmişi boyunca birçok badireyi dayanışma ruhuyla aşmıştır. Gelecekte de aynı başarıyı gösterebilmesinin yolu, ayrıştırıcı söylemlerden uzak durmak, ortak değerleri öne çıkarmak ve farklılıkları çatışma sebebi değil zenginlik olarak görebilmektir. Çünkü bir milleti güçlü yapan yalnızca geçmişte kazandığı savaşlar değil, yaşadığı acıları ortak bir bilinçle aşabilme olgunluğudur.

Bilinmeli ki, 1993 yılında yaşanan trajik olaylar ve Türkiye'nin yakın tarihinde iz bırakan diğer saldırılar, toplumun ortak hafızasında derin yaralar açmıştır. Bu yaraların kalıcı bir ayrışmaya dönüşmemesi ise ancak hukuk, demokrasi, eğitim, bilim ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesiyle mümkündür. Acılar arasında ayrım yapmadan, tüm mağdurları ortak vicdanın parçası olarak görmek; geçmişin yükünü geleceğin umuduna dönüştürmenin en doğru yoludur. Güçlü bir Türkiye, ancak adalet duygusunun pekiştiği, farklılıkların çatışma değil zenginlik olarak görüldüğü ve ortak geleceğe güvenle bakabilen bir toplumla mümkün olacaktır. Emperyalist güçler türkleri çok iyi tanır. Birlik içinde olduğunda yenilemeyeceklerini bilir .Onun için ömür boyu ona karşı oyun oynamayı seçmiştir. Kurduğu tuzaklar kendine dönmüştür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.