Mustafa ÖZLÜK
Öğretmen Geleceğin Mimarı
Bir okulun önünden geçiyordum. Üç veya dört kişi sohbet ediyordu. Öğretmen ve eğitim üzerine konuşuyorlardı .Birinin ağzından tekrar tekrar Köy Enstitüsü sözü çıktı. Bugünkü kurum ve kuruluşların değerini korumadığını ifade ediyorlardı. Öğretmenin toplumun içinde resmen yok olduğunu söylüyorlardı. Farklı konulardan geçtim. Eğitimin önemini öğretmenin değerini sağlamak için neler yapılması gerektiğini yazmaya çalıştım.
Türkiye'nin geleceği konuşulurken ekonomi, teknoloji, sanayi ve dış politika uzun uzun tartışılıyor. Oysa bütün bu alanların temelini oluşturan asıl mesele çoğu zaman gözden kaçırılıyor: Eğitim ve eğitimcilerin durumu...Eğitimin güçlü olmadığı bir ülkede kalkınmanın kalıcı olması mümkün değildir. Eğitimin güçlü olmasının ilk şartı ise öğretmenin yeniden toplumun en saygın kişileri arasındaki yerini almasıdır.
Bir zamanlar öğretmen, yalnızca okulda ders anlatan bir memur değildi. O, mahallenin akıl danışılan insanıydı. Çarşıda yürüyüşünden, kahvede oturuşundan, konuşmasından ve giyiminden öğretmen olduğu anlaşılırdı. İnsanlar ona saygı gösterir, çocuklar ona benzemek isterdi. Çünkü öğretmen bilgiyi, terbiyeyi, disiplini ve güveni temsil ederdi.
Bugün ise toplumdaki değişimle birlikte öğretmenlik mesleğinin taşıdığı kurumsal kimlik de zayıflamıştır. Elbette bunun tek sorumlusu öğretmenler değildir. Değişen sosyal hayat, ekonomik sıkıntılar ve eğitim sistemindeki sorunlar da bu tabloyu etkilemektedir. Ancak öğretmenlik mesleği, her zaman diğer mesleklerden farklı bir temsil sorumluluğu taşımaktadır.
Öğretmen, sadece anlattığı dersle değil, görünüşüyle, tavrıyla, konuşmasıyla ve davranışlarıyla da eğitim verir. Çocuklar önce öğretmenlerini gözlemler, sonra sözlerini dinler. Bu nedenle öğretmenin bilimsel donanımı kadar, özenli ve kurumsal bir görünüm sergilemesi de önemlidir.
Burada kimsenin kişisel yaşamına ya da tercihine müdahale etmekten söz edilmiyor. Her vatandaş günlük hayatında istediği gibi giyinme hakkına sahiptir. Ancak kamu adına görev yapan bazı mesleklerin toplum nezdinde temsil ettiği bir kurumsal kimliği vardır. Nasıl ki hâkimin, savcının, askerin, polisin veya sağlık personelinin mesleğini yansıtan belirli bir görünümü bulunuyorsa, öğretmenlik mesleğinin de ciddiyetini ve saygınlığını yansıtan ortak bir anlayışa sahip olması eğitime katkı sağlayabilir.
Bir okulun kapısından içeri giren öğrenci ya da veli, karşısındaki kişinin öğretmen olduğunu ilk bakışta hissedebilmelidir. Bu yalnızca kıyafetle ilgili değildir. Temiz ve düzenli bir görünüm, güler yüz, vakur bir duruş, nazik bir selam, ölçülü konuşma ve örnek davranış da öğretmen kimliğinin ayrılmaz parçalarıdır. Öğretmenin yüzündeki güven, öğrencinin geleceğe olan güvenini de besler.
Elbette eğitimde başarı yalnızca dış görünüşle sağlanamaz. Asıl belirleyici olan; güçlü bir mesleki eğitim, sürekli gelişen bilimsel donanım, okuma alışkanlığı, araştırmacı ruh ve yüksek meslek ahlakıdır. Öğretmen kendisini yeniledikçe öğrencisi de yenilenir. Bilimden uzaklaşan bir eğitim sistemi, geleceği inşa edemez.
Diğer yandan adalet duygusu ve gelir dağılımındaki dengesizlikler de eğitimden bağımsız değildir. Adaletin güçlü olduğu, emeğin karşılığının verildiği toplumlarda öğretmen de daha huzurlu çalışır. Öğretmenin ekonomik ve sosyal itibarı yükseldikçe meslek daha fazla nitelikli gencin tercih ettiği bir alan hâline gelir. Bunun kazananı yalnızca öğretmen değil, bütün toplum olur.
Belki yeniden öğretmenlik mesleğinin kurumsal kimliği üzerinde düşünmenin zamanı gelmiştir. Kamu görevlisi olmanın sorumluluğunu yansıtan, mesleğin saygınlığını güçlendiren ve öğretmeni toplum içinde örnek bir konuma taşıyan anlayış, eğitim kalitesine de olumlu katkı sunabilir. Bu yaklaşımın amacı bireylerin kişisel tercihlerini yargılamak değil, öğretmenlik mesleğinin temsil ettiği değeri daha görünür hâle getirmektir.
Unutmayalım ki çocuklar geleceği kitaplardan olduğu kadar, öğretmenlerinin kişiliğinden de öğrenirler. Öğretmenin bilgisi kadar duruşu da ders verir. Onun nezaketi, disiplini, adaleti ve örnek yaşantısı, öğrencinin karakterine sessizce işlenir.
Türkiye'nin güçlü yarınlara ulaşmasının yolu, öğretmeni yeniden hak ettiği değere kavuşturmaktan geçmektedir. Bilgisiyle örnek olan, araştıran, sorgulayan, kendini geliştiren, mesleğinin vakarını taşıyan öğretmenler; güçlü okulların, güçlü nesillerin ve güçlü bir Türkiye'nin en sağlam teminatıdır. Çünkü öğretmenin itibarı yükseldiğinde yalnızca eğitim değil, toplumun tamamen geleceği yükselir.
Öğretmenin değeri, kurumların değeri üstüne koyarak geliştirilmesi gerekir. Değerlerimizi korumayı başaramazsak, çok şey kaybedeceğimiz bir gerçektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.