Yılmaz SANDIKÇI

Yılmaz SANDIKÇI

UZAY MUHASEBESİ

Taaa geçen binyılda, 1988 yılında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine başladığımda, mezun olunca yapabileceğimiz mesleklerin başında muhasebecilik geliyordu. Çalıştığım iş yerlerinde gördüğüm kadarıyla o yıllarda muhasebecilik, kâtiplikten hallice bir meslekti. El yazınızın güzel olması çok önemliydi mesela. Hattat gibi defter tutan muhasebeciler efsaneleşiyordu.

Zamanında, yüzyılların birikimiyle dünya ticaretinde herkes kafasına göre muhasebe kaydı tutmasın diye getirilen standartlara, biz de 1980’lerden sonra katılarak Tek Düzen Hesap Planı’nı benimsedik. Türkiye’de uygulama 1994 yılında resmen mecburi hale gelse de, biz çok daha önce muhasebe eğitimlerimizi TDHP üzerine almıştık bile.

Bu standartlaşma sayesinde “bilgisayarlı muhasebe” uygulamaları gelişti; muhasebecilik mesleği de kâtiplik seviyesinden kurtarılarak SMMM ve YMM tanımlamalarıyla “müşavirlik” düzeyinde, gayet ciddi ve itibarlı bir meslek haline geldi.

Ben, dış ticaret alanında çalışmayı seçtiğim için muhasebeden uzak kaldım; ancak ihracat sürecinde gerek maliyet muhasebesi gerekse enflasyon muhasebesi gibi konularda ciddi tecrübelerimiz oldu.

Her ülkenin kendine özgü muhasebe sistemi olsa da, muhasebenin temel ilkeleriyle uyumlu Tek Düzen Hesap Planı, bugün dünyanın genelinde yaygın olarak kullanılıyor.

Ülkemizde yıllarca uygulanan enflasyon muhasebesinden kurtulduğumuza sevinirken, enflasyondan kurtulamadığımız gerçeğiyle yüzleşince; dövizdeki hareketlere duyarlı olan ihracatta rekabet gücümüzün nasıl erozyona uğradığına da şahit olduk…

“Ha geçti, ha geçecek” derken; bir de enflasyon artışına karşı kendini koruma refleksiyle oluşan nominal fiyat artışlarının, sanki reel artışmış gibi değerlendirilip önce kâra, ardından vergiye konu edilmesinden mustarip iş insanlarının çaresiz şikâyetlerini duyunca şaşkınlığımız ve üzüntümüz arttı.

Ülkemizdeki enflasyona rağmen “enflasyon muhasebesi”nin neden uygulanmadığını anlamaya çalışırken, bir de “uzay muhasebesi” diye bir kavramın çıktığını duyunca şaşkınlığım daha da arttı.

Gaziantep SMMM Odasının ev sahipliğinde, TMUD (Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği) tarafından düzenlenen XIII. Türkiye Muhasebe Uzmanlığı Kongresi’nin bu yılki teması, Muhasebenin Geleceği ve Sınırları: Yapay Zekâdan Uzay Muhasebesine” olarak belirlenmiş.

*

Katıldığı bu kongre hakkında konuşan İİBF’den sınıf arkadaşım, YMM üstat Yavuz Yılmaz Kart sayesinde uzay muhasebesinin artık bizde de konuşulmaya başlandığını da öğrenmiş oldum.

Türkiye’de muhasebe mesleği, uzun yıllardır yüksek enflasyonun yarattığı tahribatı görmesine rağmen, en temel koruyucu mekanizmalardan biri olan enflasyon muhasebesinin uygulanmasında ciddi gecikmeler yaşarken; ekonomideki enflasyon gerçekliğinin görmezden gelindiği bu ortamda, uzay muhasebesini kim anlayacak, kim uygulayacak? diye sorduğumda sevgili Yavuz Yılmaz’dan şöyle bir cevap aldım: “Böyle yeni konular ne kadar erken konuşulmaya başlanırsa, kamuoyu ve yöneticilerin konuya adapte olması ve anlaması o kadar hızlanır; böylece uygulamada da gecikmeye düşülmez.”

Konuyu anlamak için yaptığım araştırmalarda, uzay muhasebesinin bazı ülkelerde yıllardır tartışılan bir başlık olduğunu da öğrendim. Gaziantep SMMM Odası ile TMUD’nin bu konuya öncülük eden işbirliği de takdire şayan bir çaba olarak tarihteki yerini almış.

Dünya; yapay zekânın da desteğiyle gelinen teknolojik seviyede, uzay madenciliği, uzay istasyonlarında üretim, kıtalar arası değil gezegenler arası ticaret gibi yeni ufuklara yönelirken, muhasebe mesleğinin kapsamı da bir kez daha değişiyor. Uluslararası ticaretten gezegenler arası ticarete geçilirken, muhasebe sistemine de yeni standartlar çok yola çıkmış demek ki.

*

Bir muhasebecinin, uzay gemisi ile taşınacak bir yük için irsaliye kestiğini hayal edin veya konşimento talimatı hazırladığını…

Ekonomiyi kaptan köşkünden izleyen; dalgaların ve fırtınanın gücünü korunaklı makamlarında olduğundan daha az hisseden yönetici kadroları, zamanında uyarmak ve uyandırmak için ekonominin bizzat içinde olan SMMM odalarına ve meslek camiasına büyük görevler düşüyor.

Yüzden fazla ülkeye ihracat yapmış ve 54 ülkede bizzat bulunmuş bir ihracatçı olarak şunu gururla söylerim hep: Türkiye’nin muhasebe camiası yüksek nitelikli birikime sahiptir. Bürokrat kadrolarımız bu birikimi dikkate alarak uygulayıcı muhasebe erbabının meslek odaları ile hızlı ve doğru bir iletişim kurulduğunda, ekonominin gerçekleriyle eş zamanlı düzenlemeler yapmak zor olmayacaktır.

*

Bugün birilerine çok uzaktaymış gibi görünse de, uzay muhasebesi gibi yeni uzmanlık alanlarında gecikmeden harekete geçilmeli, en azından gündemde tutulmalı ve gelişmeler yakından takip edilmelidir.

Umudumuz ve beklentimiz; küresel dönüşümden uzaysal dönüşüme geçerken gecikerek takip eden değil, öncülük ederek katkı veren bir ülke olmaktır…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.